Bu kitap tam “ben güçlü kadınım, kimseye eyvallahım yok” diyen bir karakterle, sabır abidesi bir adamın hikâyesi. Ama öyle yüzeysel değil, gerçekten karakterlerin içini okuyarak ilerliyorsun.
Riona var ya… hani bazı karakterler olur, güçlü diye yazılır ama içi boş olur… Riona öyle değil. Kadının neden böyle olduğunu anlıyorsun. Sürekli kendini kanıtlama ihtiyacı, erkek egemen bir dünyada “ben de varım” deme çabası… bunlar öyle havada kalmıyor. O yüzden mesela Raylan’a ilk başta bu kadar mesafeli olması, hatta biraz sert davranması hiç batmıyor. Diyorsun ki “haklı kadın ya.” Çünkü onun için birine ihtiyaç duymak = zayıflık.
Sonra Raylan giriyor devreye… ama öyle klasik “ben seni korurum, sen de bana düşersin” kafasında değil. Adam baya sabırlı. Zorlamıyor, üstüne gitmiyor, hatta çoğu zaman geri çekiliyor. Bu bence çok önemliydi. Çünkü Riona gibi bir karakteri kazanmanın tek yolu bu zaten. Ve açık söyleyeyim, ben Raylan’ı okurken birkaç yerde “helal sana” dedim Özellikle o bırakıp geri çekildiği anlar… işte orada olayın rengi değişiyor.
İkisi arasındaki ilişki de yavaş yavaş kuruluyor ama… işte tam burada küçük bir sıkıntı var. Genel olarak slow burn gibi gidiyor ama çiftlik kısmına geldiklerinde bir anda hızlanıyor her şey. Hani diyorsun ki “biraz daha gerilim, biraz daha bekleyiş olsaydı daha etkili olurdu.” Çünkü o noktaya kadar güzel güzel geriliyor, sonra bir anda çözülüyor.
Ama şunu inkâr edemem: aralarındaki çekim çok iyi yazılmış. Gerçekten hissediyorsun. Sadece fiziksel değil, duygusal olarak da birbirlerini tamamlıyorlar. Riona’nın duvarlarını yıkması, Raylan’ın da onunla birlikte daha derinleşmesi güzel işlenmiş.
Gelelim biraz tartışmalı kısımlara
Kitapta baya açık sahneler var ve BDSM teması da giriyor işin içine. Özellikle o “daddy” mevzusu… şimdi herkesin