İçsel arayışa eğilimi olan kişiyi şundan tanırız : Başarısızlığı her türlü başarıdan üstün tutar, kuşkusuz bilinçsiz olarak onu arar da . Çünkü , başarı bizde ayrıca var olan ve tamamen özel olan şeyden bizi uzaklaştırdığı halde, her zaman asli olan başarısızlık bizi kendimize ifşa eder, Tanrı’nın bizi gördüğü gibi görme olanağını sunar bize.
Bilmeme her şeyin temelidir, her şeyi her an yinelediği bir eylemle yaratır , bu dünyayı ve herhangi bir dünyayı oluşturur , çünkü gerçek olmayanı gerçek sanır. Bilmeme bütün hakikatlerimize temel olan çok büyük bir yanılgıdır , bir araya gelmiş bütün tanrılardan daha eski ve daha güçlüdür.
Üzüntülerimizi bir başkasına, sırf onu acı çektirmek için , acılarımızı üstlensin diye itiraf ederiz. Onu kendimize bağlamak isteseydik sadece soyut acılarımızı anlatırdık, bizi seven herkesin içtenlikle benimsediği acıları…