Düşünce yüksek bir mertebeye ulaştığı halde zarafetten yoksun olabilir, o zamanda ruhlar üzerindeki gücünü kaybeder. İşbirlikten yoksun bir güç, sadece bir yüktür.
Sıkıntı... Tanrıları olan birini sıkıntı asla ele geçiremez. Sıkıntı, mitolojinin olmayışıdır. İnanç yoksa kuşku bile imkansızdır, o halde şüphecilik bile şüphe duyma gücünden yoksun kalır. Evet, sıkıntı budur işte: ruhun kendine yalan söyleme yeteneğini yitirmesi, düşüncenin, gerçeğe uzandığı kesin olan, var olmayan merdivenin eksikliğini duyması.
Sıkıntı... Belkide aslında, inançtan mahrum bıraktığımız derin ruhumuzun tatminsizliği bu, tanrısal oyuncağını elinden aldığımız biz hüzünlü çocukların çektiği derin, büyük üzüntü. Belkide, kendisine kılavuzluk edecek bir ele ihtiyaç duyan ama derin duyguların karanlık patikalarında, düşünememenin sessiz gecesinden, hissedememenin boş yollarından başka bir şey hissedemeyen varlığın kaygısı..