ne acıklıdır, acının sağalmasını unutuşta aramak, geçmişi bütün parlaklığı ve ıstırabıyla ruhumuzdan çıkarıp o solgun unutuluşlar bahçesine bırakmak, geçmişte yaşamak istediklerimizin asla yaşanmayacağını kabullenmek, çaresizliğe boyun eğmek.
birken iki olabildiysek, bir başkası ruhumuza katıldıysa ve biz bir başkasının ruhuna katılabildiysek, o zaman, sevdiğimiz için acı çekebilmek uğruna mutluluğumuzdan bile vazgeçebiliriz.
zamanın karmaşık bir yumak gibi elimizde olduğunu, onu yaşadığımız her anın ipliğini çekerek yaşayabileceğimizi, kıymetini bilmediğimiz bir anın daha sonraki anları karmakarışık edeceğini bilmemek.