Bir gün bir Sarah J. Maas kitabı için böylesine olumlu bir eleştiri yazacağımı düşünmezdim. Aslında yazarın diğer serisi Cam Şato’yu dayanamadığımdan yarıda bırakmış, bir daha da Sarah J Maas okumayacağıma ikna olmuştum fakat The Cruel Prince serisini seven arkadaşlarımın ısrarıyla bu seriyi de deneme kararı aldım. Belki bu sefer orijinal dilinde okudum diyedir ama yazımı -Cam Şato aksine- oldukça hoştu.
Bu incelemeyi hazırladıktan sonra başkalarının incelemelerine de göz attım ve sanırım eleştirirken kitapların türünü biraz göz ardı ediyoruz. Bu kitap romantizm ağırlıklı olması gereken bir kitap. Sarah J. Maas sevdiğim bir yazar değil, buna rağmen serilerini tanıtırken harikulade fantastik diyarlar, kompleks büyü sistemleri veya şaşırtıcı plot-twistlerden bahsetmediğini biliyorum. Serilerinin olayı romantizm, ben de Cam Şato’yu biraz ağır eleştiren biri olarak söylüyorum bunu, kitabı elimize alırken beklediğimiz şey ne ki zaten? Yazarın G. R. R. Martin’le falan karşılaştırıldığını gördüm, yani arkadaşlar sakin olun, fantastik kitaplar da kendi içlerinde kategorilere ayrılıyor.
Kitap “faerie”leri konu alıyor. Ölümlü (insan) bir kızın kendini perilerin diyarlarından biri olan Prythian’da bulması, orada perilerin kendi aralarındaki kompleks ilişkilerine karışmasından bahsediyor. Kitabın romantik ögeleri -zaten anlaşılacağı üzere- ön planda fakat Cam Şato’daki romantizmin aksine toksik ilişkiler yok. Karakterler daha bir güzel tasarlanmış sanki, birçoğu samimiydi. Kurgu da aynı şekilde fena değildi, daha çok romantizm kısmına odaklandığımdan çok ilgilenmedim, karmakarışık bulmacalar ve çeşitli plot twistler beklemiyordum zaten.
Sabit bir büyü sistemi -yine- yok ve artık Young Adult kitaplarda bunu aramayı kesmem gerekiyor sanırım. Öte yandan Prythian adlı diyarın
…I think computer viruses should count as life. Maybe it says something about human human nature that the only form of life we have created so far is purely destructive.
I think that when we die we return to dust. But there’s a sense in which we live on, in our influence, and in our genes that we pass on to our children. We have this one life to appreciate the grand design of the universe, and for that I am extremely grateful.