Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...
Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı? Yaşayışımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat, daha makul değil miydi?
Bu sadece bir kitap değildir. MİLLİ ŞUUR'un ayaklanmasıdır. Bir millet ordusunu, bağımsızlığını hatta ve hatta dilini bile kaybetse yeniden var olabilir. Fakat MİLLİ ŞUUR'urunu yitirmiş bir millet yeniden doğamaz. MİLLİ ŞUUR, bir kalabalık bir yığın olan Türkiye halkını; geçmiş yüzyıllardan kopup gelen, zafer ve kültür yaratıcısı olan, gelecek için ülküsü bulunan, bunun için savaşa varıncaya kadar her fedakârlığı göze alan güçlü bir Türk milleti haline gelmesini sağlar. Bu kitap MİLLİ ŞUUR'un farkına varılması için okunması gerekmektedir.
Türk ÜlküsüHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 20234,931 okunma