holyece

holyece
Bazen hayat, insanın omzuna öyle bir çöker ki, ne sırtında taşıyacak gücün kalır ne de içini toparlayacak nefesin. Sanki görünmeyen bir dalga, usul usul değil; hoyratça üstüne kapanır da, bir yandan
1000Kitap
"Benim çocukluğumu ahmak bir ayak ezdi..."
Didem Madak
Didem Madak
1000Kitap
Karanlığımın kıyısında durduğumda, bazen bu siyahın yalnızca ışığın yokluğu olmadığını düşünürüm o, siyanın hüzünlü çığlığı, macentanın tutkulu haykırışı ve sarının kısık umut fısıltısının bir araya gelerek yarattığı bir senfonidir. Siyah, bu üç rengin suskun buluşmasıdır tıpkı içimdeki gölgelerin farklı anılardan, korkulardan ve arzuların buluştuğu derin bir deniz gibi. Gecenin koynunda bir yıldız gibi titreşiyorum. İçimdeki gölgeler, göğün en uzak köşesine kadar uzanan bir uçurum gibi. Dipten yükselen çığlıklarımı bile yutacak kadar sessiz. Sen de bu boşluğun soğuk nefesini bir tül gibi omuzunda hissettin mi? Karanlığım, bir orman kadar sık her ağacı bir pişmanlık, her yaprağı geçmişin gölgesi. Ay ışığı nazikçe yaprakların arasından süzüldüğünde bile, gölgeler bıçak gibi keskin kalır. Fakat siyanın serin mırıltısı, macentanın sıcak dokunuşu ve sarının kısık şarkısı birleştiğinde, o en koyu siyah bile hayat bulur. Öyleyse, gel karanlığının büyüklüğünden yakınmayı bırak; onunla dans et. Gölgenin kıyısına uzan ve fısılda kendi kulağına: “Ben bu siyahın içinde bile, siyanın huzurunu, macentanın tutkunu ve sarının umudunu taşıyorum.” Çünkü unutma, en derin gölgeler bile, renklerin suskun birleşiminde saklı ışığa boyun eğer...
1000Kitap
Güneş, gökyüzünde tebessüm ediyor ve dünya dönmeye devam ediyor. Ancak sen, bu döngünün bir parçası olmanın ötesinde bir anlam arıyorsun, değil mi? Belki de içinde bir şeylerin eksik olduğunu
1000Kitap
Tanrım, ölüyor muyum yoksa cehennemi dünyaya mı taşıyorsun?
Alıntı