SPOILER İÇERİR
İnsanı ölüm gerçeğiyle yüzleştiren kitaplar beni hep çok etkiler. Aslında ne boş hırslarla, kinlerle, hüzünlerle yaşadığımızı hatırlatır bana. Kürk Mantolu Madonna da en çok etkilendiğim kitaplar arasında yerini aldı. Sürekli geleceğe dair planlar yapıyoruz hayatın bize hazırladıklarından habersiz. İstediğimiz hayatı yaşayabilmek için en uygun şartları hazırlamaya çalışıyoruz sürekli, oysa mevcut şartlar altında istediğimiz hayatı yaşasak? Kitapta Raif Efendi'nin sessiz, sakin, sıradan geçen hayatı; hayatının aşkıyla tanıştıktan sonra değişmeye başlıyor. Hayatı boş,sebepsiz olmaktan çıkıyor ve anlam kazanıyor. Bu kadınla beraber gerçekten yaşamayı öğreniyor. Fakat Maria'nın da yaraları var. Gerçekten sevildiğine ve birini sevebildiğine inanması kolay olmuyor. İnişli çıkışlı ilerleyen ilişkileri Maria'nın, Raif Efendi'nin aşkına inanmasıyla düzene giriyor. Derken Raif Efendi babasının ölüm haberini alıyor ve memleketine dönmek zorunda kalıyor. Maria da bunu duyunca annesinin yanına gitmeye karar veriyor ve Raif'den önce o gidiyor. Tren istasyonunda Maria
"Şimdi ben gidiyorum. Fakat ne zaman çağırırsan gelirim... Nereye çağırırsan gelirim!" Diyor
Raif "Çağıracağım... Muhakkak çağıracağım!" Diyor
Birkaç gün sonra Raif de memleketine dönüyor. Maria'yı buraya çağırıp beraber yaşamak için bir hayat kurmaya çalışıyor. O sırada Maria ile mektuplaşıyorlar. Maria hamile olduğunu öğreniyor. Mektubunda, Raif'in yanına geldiğinde güzel bir haber vereceğini yazıyor ama Raif'in tüm ısrarlarına rağmen bu haberin ne olduğunu söylemiyor. Bir süre sora Maria'nın mektupları kesiliyor. Raif onun kendisini unuttuğunu, yeni bir hayat kurduğunu düşünüp içerleniyor ve Maria'sına kırılıyor. Hayatı eskisinden de boş ve amaçsız bir hal alıyor. Artık daha sessiz, daha yalnız bir