Hangar gibi mekanın ortasında başımı kaldırmış, rutubetten sıvaları dökülmüş yüksek tavana bakıyorum ve gül gibi sevilmişlerin gül gibi sevilmemişleri anlayamayacağını düşünüyorum.
Ne olduğunu bilmediğim bir şey ziyan olup gitti. Hayatın kurulabilen değil yaşanan bir şey, yaşamanın da geçip giden bir şey olduğunu anladım. Hayata razı oldum. Hayata razı olunca dünya tek renk oldu, inşaat tozu rengi.
Ama hatırlamamak unutmak demek değil diyorum hatırlamamak çok sevdiğin birinin verdiği bir yüzüğü güzel bir kutuya koyup çekmecenin dibine saklamak gibi. Ama unutmak yok etmek demek, yüzüğü kutusuyla birlikte okyanusa atmak ve dönüp gitmek sonra, dünyanın dörtte üçü su.