Mektepte nöbet tutma ve bir takım kolların idaresi gibi vazifeler, muallimlik mesleğine, muallimin elinden alınan meslek adamı olma imkânlarına vurulmuş darbelerdir. Koridorlarda talebeyi takip eden ve sınıflarda para toplayan muallim, ideal görevlerinden uzaklaştırılmış bir insandır. Onu mukaddes idealinden uzaklaştırıcı olan bu şartlar, zamanla doğurdukları alışkanlık yüzünden, muallimi, kitaptaki bahislerin sınıfta tekrarını yapan bir büro müstahdemi haline getiriyor; vazifesi, sınıflara vaktinde girmek ve nöbet zamanlan koridorlarda görünmek, Vekâlet'in kararlan, neşredilen dergileri tastamam imzalamak ve müdürü memnun etmekten ibaret olan, talebeye karşı muamelesinde çekingen, imtihanlarda idareli cebindeki not defteri özel işaretlerle dolu, altmış meslekten herhangi birisinin müntesibi bir küçük baremii...
Evvelâ muallimin meslek adamı olması, muallimliğin bir meslek haline gelmesi lâzımdır. Az zamanda çok mektep açma iştihasına kapılarak ölçüsüz şekilde kabartılan muallim kadrosu, altmış çeşit meslek ve menşeden insanları içerisine aldı. Muallim doktor olamaz; lâkin doktor muallim olabilir. Muallim avukatlık yapamaz; fakat avukat muallimlik yapabilir. Muallim tüccar değildir; ama tüccar muallim olur. Çünkü bütün bu insanlar birer mesleğin insanıdırlar; yalnız muallim mesleksiz adamdır. İşte eğer varlığı kabul ediliyorsa, maarif fâciasımn sebebi bu hâdisedir. Çok çeşitli mesleklerin karışığı olan muallimlik henüz meslek olamamıştır. Bu durum, feci neticeler doğurdu: Evvelâ muallimle ilim adamı arasında bir uçurum açılmak istendi. İdeal muallim, sadece sınıfa zamanında girip çıkan ve müdürüne itaat eden bir insan olarak alındı.
Herşeydeıı önce bilinmelidir ki, ceza, her zaman şiddet veya kırbaç değildir; tehlikeyi karşılayan bir müdafaa âletidir. Cemiyet için bir paratoner, fert için sıhhat verici bir ilâçtır. Bazan bir vicdansıza, vicdanla ve âlicenaplıkla karşı gelmek, en büyük cezadır. Sözleriyle saldıran bir şaşkın adama karşı, sadece susmak ceza olur.
Rousseau’nun üstadı vicdanıdır, kalbidir. Pascal, İlâhî iradeye tâbi olan kalbinden bahsederken dedi ki; “kalbin öyle sebepleri var ki akıl onları asla anlamıyor.” Nietzche’nin üstadı ihtiras idi. Onlarla başbaşa yaşamanın aşkıyle, onlara duymadan tapınmak için, insanlardan uzaklaşmayı tavsiye etti.