Masal anlatan neneler kurar uzun cümleleri,gerisi hep böyledir,nörüyon, nörek...
○ yüzden kütüphane dolup taşıyor. Ne kadar çok okursak o kadar rahat konuşacağız diye...
Biz köylerde çok uzun cümlelerle konuşmayız."Kelime dağarcığı" ifadesini ben ilk burada hocalarımdan duydum.Sizin dağarcığınız kıt,o yüzden çok kitap okumanız lazım,diyorlardı hep. Yani evimiz,hanemiz nasıl fakirse, kelime hazinemiz de öyledir.
○ bizim marangozhanede yaptığımız kitaplıklar o kitaplarla doldu.Kapış kapış alıyoruz. Zaten hepimizin yılda 24 kitap okumuş olması lazım.Yunan feylozoflarından Rus yazarlarına kadar hepsi var.Okudukça okuyası geliyor insanın.Bu sayede hiç görmediğim memleketlere gitmiş, hiç tanımadığım insanlarla sohbet etmiş gibi oluyorum.Sokrates'in soru sorarak öğretme biçimi çok ilgimi çekti,onunla ilgili baska kitap var mi,ona bakacağım pazartesi günü.
Yasemin başını kaldırdığı anda kendisine dalgın dalgın bakan Bora"yla göz göze geldi.Sorarcasına başını sallayınca," Öyle hülyalı bakıyordun ki..."dedi Bora..."Hülyalı?"gülümsedi adam... "Yani...buğulu,gizemli,hoş...ne bileyim işte..."
Ne komikti bu millet.Göz ile ilgili amma da çok deyimleri vardı. "Gözünü seveyim","Göz kulak ol""Göz nuru","Göz gezdir" ay hepsi neyse de,Selvi'nin en çok kullandığı o yemin;"İki gözüm önüme aksın"!Bir an kendisini bu deyimi Amerikalı arkadaşlarına anlatmaya çalışırken hayal etti, kocaman bir gülümseme yayıldı yüzüne.