Aristoteles'e göre «toplum içinde yaşam bilgisi» (politik), uygulamaya dönüşmüş «erdemli oluş bilgisi»nden (etik'ten) başka bir şey değildir. Erdemlerin ayrı ayrı ele alınışı ve işlenişi etik'in ancak ilk basamağı ve gerçek yaşamdan koparılmış soyut biçimidir. Oysa devlet öğretisi (politik), onun yaşama yönelmesi, uygulamaya dönüşmesi demektir.
Aristoteles, Yunanlı düşünürlerin çoğuna aldırmadan, insanın nihai amacının mutluluk olduğundan kuşku duymuştur. Her canlı en olgun ve en yetkin durumuna kendisine özgü ve en çok yakışan yeteneklerinin güçlenmesi ve gelişmesiyle ulaşır. İnsan da, her şeyden önce akıllı bir canlı olduğuna göre, ancak, aklının gelişmesiyle olgunlaşabilecektir. Erdemler de bu gerçeğe dayanır ve iki türlü olur. Birinci tür erdemler (etik), insan aklının duygular ve içgüdüler üzerindeki egemenliğiyle ilgilidir. İkinciler ise (dianoetik) aklın kendisinin geliştirilmesine ve ilerletilmesine yönelik erdemlerdir. Daha ileri derece olan erdemler bu sonuncu türden olanlardır.
Duyuların sağladığı verilerin, gerçeğin bir bütün olarak anlaşılmasına yarayacak bir biçimde birleştirilmesi ise tek tek duyuların ötesindeki tüm duyu ile başarılabilir. Buna akıl diyebiliriz ama Aristoteles bu duyuyu yüreğe yerleştirmiştir.
Aristoteles'e göre, ruh üç türlüdür: Beslenmeyi sağlayan bitki ruhu, duymayı sağlayan hayvan ruhu ve düşünmeyi sağlayan insan ruhu. Bir sonraki basamaktaki ruh, bir önceki basamaktaki ruhu içine almadan var olamaz.