Herkes şeyler hakkında kendi kafasının yatkınlığına (istidadına) göre hüküm veriyor ya da daha doğrusu herkes kendi hayal gücünün hayaletlerine asıl gerçekler gözüyle bakıyor. İşte bunun için bu münasebetle söylüyorum ki insanların hiçbir şey üzerinde anlasamamis olmalarına şaşmamalidir...
İnsanların türlü düşünme tarzlarına, bunca farklı tapınışlarına göre tasarladıkları şey budur; onların hepsi Tanrıya en hoş görünen tapınma tarzına sahip oldukları ve bundan dolayı da Tanrının lütfunu ve güvencini kazandıkları kanısındadırlar...
Zihin gibi irade de, düşüncenin bir tavrından ibarettir; ve bundan dolayı (önerme 28) her istek ancak başka bir gerektirilmiş nedenle var olabilir ve bir eser meydana getirilmesi gerektirilmiş olabilir bu neden de yine bir neden tarafından gerektirir ve sonsuzca bu böyle gider....