İhsan Süreyya Sırma, kitaba ilk önce tarihin ne olduğunu anlatarak giriş yapıyor. Bu konuyu çeşitli bir çok alt başlıkta ele alıp, anlatımı daha da güzelleştiriyor. Tarihe İslami perspektiften bir bakış, tarihin tanımı, tarihi dinden ayırabilir miyiz, eski ve yeni tarih ilişkisi, tarihsel olaylar, tarihe olan ihtiyaç, Kur'an'ın Tarihe verdiği önem, tarihçi, Müslümanlarda tarih, Müslümanlarda tarihin kaynakları; Kur'an, sünnet. Bu gibi çeşitli alt başlıklarda tarihi elle alıp birinci bölümü sonlandırıyor. Bu noktada Batı'nın bizim tarihimiz üzerindeki etkisini ele alıp nokta atışlarıyla Batı'nın bizim kendi tarihimizi belirlediği ve bizim de kendi tarihimizi onlardan öğrendiğimizi söylüyor. Batının sevdiğini sevdik, övdüğünü övdük, yerdiğini de yerdik. Batı kendine düşen görevi burada yapmaktadır, ancak bizler tarihimizin sömürülmesine izin verip buna da kültür emperyalizmi demekten başka bir şey yapmadık. Onlar namına kendi tarihimize küfreder olduk.
İkinci bölümde Peygamber Efendimiz' den önceki peygamberleri, tarihteki önemlerini, neler yaşadıklarını, hangi kavme peygamber olduklarını, hangi kavimlere neden felaket uğradığını ayetlerle destekleyerek aktarıyor. İlk olarak Adem (a.s)'ın neden dünyaya geldiğini, dünyada tövbesinin kabulünü daha sonrasında Havva annemizle bir araya gelişini, evlatlarını, ilk cinayeti, neslin devamını ele alıyor. İdris (a.s), Nuh (a.s); tufanı, kurtuluşu, Hud (a.s), Salih (a.s), İbrahim (a.s); çocukları İsmail (a.s) ve İshak (a.s), Lut (a.s); kavminin sapkınlığından dolayı gelen felaket, Şuayb (a.s), Yusuf (a.s); rüyası, kuyuya atılışı, Mısır'a götürülüşü, oradaki yaşadıkları, peygamberliği, babasına kavuşması, Eyyüb (a.s); sabrı, Yunus (a.s), Musa (a.s); çocukluk, peygamberlik, Firavunla olan mücadelesi, Şuayb (a.s) kızı ile