Ana karakterimiz Santiago babası papaz olmasını istemesine rağmen kendisi gezmeyi çok sevdiği için çoban olur. Koyunlarıyla yaşamaktayken bir kaç gece üst üste rüyasında Mısır Piramitleri'nde kendisini bir hazinenin beklemekte olduğunu görür. Bunun üzerine meraklanır ve bir çingeneye giderek rüyasını anlatır. Çingene ona hazinenin peşine düşmesi gerektiğini söyler ve kendisinden bir ücret talep etmez ancak hazineyi bulabilirse hazinenin onda birini ister. Santiago çingenenin yanından ayrıldığında bir yaşlı ile karşılaşır ve sohbet etmeye başlarlar-Santiago daha sonrasında bu yaşlının bir kral olduğunu öğrenecektir- Santiago yaşlı adama da rüyasını anlatır ve yaşlı adam onda Kişisel Menkıbesinin peşinden gitmesi gerektiğinden bahseder. Bu düşüncesini söylemesinin ardından koyunlarının altıda birini ister ve bunun için de " Henüz sahip olmadığın bir şeyi vaat ederek gidecek olursan, onu ele geçirme arzusunu yitirirsin." der. Yaşlı kral Melkisedek Santiagoya ismi Urim ile Tummim olan iki taş verir. Kararsız kaldığı zamanlarda bu taşlardan yardım almalıdır. Bunun üzerine Santiago yola koyulur ve ilk olarak Afrikaya geçer. Arapça bilmediği için birilerinden yardım istemeye çalışır ancak elindeki parasını çalacak kişiye yakalanır. Kişisel Menkıbesini bulmak için çıktığı yolda her şeyini kaybetmiş bir şekilde neler olduğunu sorgulamaya başlar ve dönmeye karar verir. Bunun için paraya ihtiyacı vardır yani en azından geri dönebilecek ve koyun alabilecek kadar. Bu yüzden de bir billuriyeci dükkanında çalışmaya başlar. Uzun zamandır temizlenmeyen parlamayan ve yenilik yapılmayan bu dükkanı adeta oraların ünlü mekanı haline getirir ve 11 ay boyunca burada çalışarak çok para kazanır. Tüm bu zaman boyunca çalıştığı dükkanın sahibi ile tanışır ve onun kişisel menkıbesini ondan
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,6bin okunma
"Evren'in ruhu,bir düşü gerçekleştirmeden önce yol boyunca öğrenilen her şeye değer biçer.Bize karşı kötü duygular beslediği için böyle davranmaz.Düşümüzü gerçekleştirmemizin yanı sıra,ona doğru ilerlerken aldığımız dersleri de iyice öğrenmemizi ister.Ama insanların çoğunluğu, işte bu anda vazgeçerler.Çölün dilinde biz bu durumu şöyle tanımlarız:vahanın palmiyeleri ufukta görünmüşken susuzluktan ölmek. Araştırma her zaman acemi talihiyle başlar.Ve her zaman'fatihin sınavı'yla sona erer."