Kitabı okurken beni en çok zorlayan kısım Ezidi kadınların yaşadıklarını anlatan bölümler oldu. Bir insan olarak o acıyı okumak gerçekten kolay değildi. Yorumlara baktığımda özellikle Osmanlı dönemine dair bölümlerin tepki çektiğini gördüm. Okurken rahatsız edici olduğu doğru; ancak böyle şeylerin yaşanmış olabileceğini de inkâr edemeyiz. İnsan bazen kendi tarihine yakıştıramıyor ama ayrımcılık ve ırkçılık bu topraklarda her zaman vardı, bunu kabul etmek gerekiyor.
Elif Şafak’ın tarzını ve bakış açısını sevmeyenler için kitapta zorlayıcı noktalar olabilir. Buna rağmen Arthur, Narin ve Züleyha ile bu kadar güçlü bir bağ kurabildiysem bunun tek sebebi yazarın karakterlerine yüklediği derinlik ve anlam.
Okurken yazarın korku duygusunu ne kadar derin ve sarsıcı bir şekilde ele aldığını özellikle hissettim. Irene’nin iki çocuğunun kavga ettiği kısımda, onun içindeki korku ve utanç duygusunun birbibirini nasıl beslediğini çok iyi aktarmış. Okurken Irene’nin nefes alışındaki titremeyi bile duyuyormuşum gibi geldi. Irene’nin kontrolünü kaybedişi ve zihninin dar bir koridora sıkışması beni gerçekten etkiledi. Bunun yanında, kocasının onu geri kazanma çabası—kitabın yazıldığı dönemi düşündüğümde—bana hem şaşırtıcı hem de dokunaklı geldi.
Kısa metinlerden oluşan bir kitap, bazı metinleri hafızama kaydettim. Ama geneli ile ilgili maalesef çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Son yazdığı kitapları bitirdiğimde hep aynı duyguya kapılıyorum.
Akan Nehir GibiPaulo Coelho · Can Yayınları · 20251,652 okunma