Kitaplarla dolu odalar gördü; pırıl pırıl, düzenli ve temizdi her yer. Ruhu, açlıktan ölmek üzere olan birinin yiyeceğe bakışı gibi bu kitaplara bakıyordu.
Ya bu kitap gerçekten başka bir mevzu... Hani bazı kitaplar vardır, eline alırsın "Ooo çok kalınmış, nasıl bitecek?" dersin ya bu da öyle başlıyor ama içine girdikçe o kalınlığın aslında bir "bilgi deposu" olduğunu anlıyorsun.
Öyle boş lakırdı da yok, her cümlesi resmen konsantre. Sanki yazar binlerce sayfa okumuş, araştırmış, süzmüş ve "Bak kardeşim, işin özü bu" diyerek önümüze koymuş.
Kitabın asıl derdi sana bir şeyleri zorla kabul ettirmek değil, seninle beraber o yolda yürümek. (Bence kitabı değerli kılan özelliği de budur.)
Akışı öyle bir kurmuş ki, adım adım zihnindeki düğümleri çözüyor. "Peygamberlik dediğimiz şey sadece bir iddia mı, yoksa rasyonel bir gerçeklik mi?" sorusunun peşine düşüyor. Tarihten giriyor, felsefeden çıkıyor ama seni asla yolda bırakmıyor.
Bence öyle "Hadi bir şeyler okuyayım da vakit geçsin" diyenler değil gerçekten zihni yorulanlar okumalı bu kitabı. ( Okurken zorlandım yalan yok)
Kafasında bin tane soru işaretiyle gezen, "Ben buna neden inanıyorum?" ya da "İnanmıyorum ama neden?" diyen kim varsa mutlaka bakmalı. Sabırlı adam işi biraz, çünkü o yoğunluğu hazmetmek gerçekten ciddi bir emek istiyor.
En samimi haliyle söylemem gerekirse bana bir "Eyvallah" dedirtti bu eser.
Zihnimdeki o dağınık, her kafadan bir ses çıkan o gürültü sustu resmen. O kalın sayfaların hakkını veren o yoğun bilgi deposu diyebilirim.
"Demek ki her şeyin bir mantığı, bir zemini varmış" diyorsun.
Okurken yoruluyorsun, bazen durup duvara bakıyorsun ama bittiğinde o ağırlık zihninde müthiş bir hafiflemeye dönüşüyor.
İşte böyleli bir kitap arkadaşlar
Gerçekten emek verilmiş ve okuyandan da o emeği sonuna kadar isteyen, dürüst bir yolculuğa çıkaran bir kitap ️