Anne, mektubun burasına kadar geldin mi ya da zaten hiç burada oldun mu, bilmiyorum. Okuma yazma öğrenmek için çok geç kaldığını söylersin bana hep, zayıf karaciğerinle, tükenmiş kemiklerinle, başından geçmiş onca şeyden sonra artık sadece dinlenmek istediğini. Okumanın, senin kaybettiğin seyler aracılığıyla benim için mümkün kıldığın bir imtiyaz olduğunu. Reenkarnasyona inandığını biliyorum. Ben inanıyor muyum bilmiyorum, ama umarım doğrudur. Çünkü o zaman belki bir dahaki sefere yine buraya gelirsin. Belki yine bir kız olursun ve ismin yine Rose olur ve kitaplarla dolu bir odan ve savaştan uzak bir ülkede sana uykudan önce masallar okuyacak anne ve baban olur. Belki o zaman, o hayatta ve gelecekte bu kitabı bulur ve bize ne olduğunu öğrenirsin. Ve beni hatırlarsın. Belki.