hatice

hatice
@htcklcnn
Öyle büyük umutlarım olmadı benim, büyük düşlerim, özlemlerim, büyük beklentilerim olmadı. Koşullarım beni oluşturdu ben acılarımı buldum. Herkes gibi yaşasaydım eğer, yaşamı onlar gibi görebilseydim çarşılar yeterdi avutmaya beni. Bir gömlek, bir ayakkabı, bir elbise; bir yemek lokantalarda; televizyon, halı, masa ve daha nice eşya, yeterdi yalnızlığı örtmeye, kendimi göstermeye, var olmaya, 'dar çevre yitikleri'nde önem kazanmaya... Oysa ben bir akşam üstü oturup turuncu bir yangının eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim. Öyle bir tüketmek ki, sonucu yepyeni bir "ben" e ulaştırırdı beni, kederli dalgınlığımdan her döndüğümde... bir ben ki, tüm ilişkilerin perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay yakınlıklarına insanların. Kim kimi ne kadar anlayabilir Ömür Hanım?
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Biz hepimiz dikenli tellerle sarılıyız, her ilişkide bir parçamız kalır ve bölüne bölüne biteriz, de. En büyük hünerimiz kendimize karşı olmak, aykırı yaşamaktır, acı kaynaklarımızı ellerimizle yaratarak. Kıyılarımız duygularımızın boyunda, derinliğimiz aklımızın ölçüsündedir; ufuklarımızsa sisler içinde. O kıyısız gökyüzü nasıl sığar küçücük gözlerimize, bir bardak suya, demirli bir pencereye. Nasıl gizlenir ağız dil vermez bir geceye? Ve nedir ki gizi, daraldığımız her yerde bir genişlik duygusu verir içimize. Çözemeyiz, de, bu güdük bilinç, bu sığ yürek, bu ezbere yaşamla.
Kendilerinin olan tek sözcük yok dillerinde, öyle çok konuşuyorlar ki... bir söz insanın neresinden doğar dersiniz? Dilinden mi, yüreğinden mi, aklından mı? Düşlerinden mi yoksa gerçeğinden mi? Kaç kapıdan geçip yerini bulur bir başka insanda? Yerini bulur mu gerçekten? Sözü yasaklamalı Ömür Hanım yasaklamalı... kimsenin kimseyi anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne işe yarıyor ki? Olanağı olsa da insanların yürekleri konuşabilseydi dilleri yerine, her şey daha yalansız, daha içten olurdu. Aklı silmeli diyorum insan ilişkilerinden. Yanılıyor muyum? Olsun. Yanıldığımı biliyorum ya…
Puan vermedi·260 syf.··
2026 6. kitabı
Sartre, varoluşçu felsefesini edebi kalemiyle birleştirmiş. Sizi rahat ettirmeyecek bir kitap; çünkü Roquentin'in kendisine ve çevresine karşı rahatsızlığını aktarıyor. Aslında yaşadığınız konforsuzluk kitabın başarısını gösteriyor, çünkü hedeflenen şey sizin olayların çıplaklığı ile yüzleşmeniz. Betimlemeleri güçlüydü ama beni içine çekemediği noktalar oldu. Roquentin'in zihin kıvrımlarında gezmek keyifliydi; ancak kendi zihin kıvrımlarımda geziyormuş hissini aradığım bir roman oldu. Sanıyorum bu, karakterin mesafeli yapısıyla ilgili. Kendisine ve çevresine soğuk duran birinin yazdıklarını okumanın sıcak hissettirmemesini normal buluyorum. Özetle okunmaya değer bir roman.
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202128,1bin okunma
Özgürüm: Hiçbir yaşama nedenim kalmadı artık, denediğim bütün nedenler beni bıraktı, yenilerini de tasarlayamıyorum. Daha genç sayılırım, yeniden başlamaya yetecek gücüm var. Ama nereden başlamal? En berbat korkulara, bulantılara kapıldığımda, beni kurtarır diye Anny’ye ne kadar güvenmiş olduğumu ancak şimdi anlıyorum. Geçmişim öldü, M. de Rollebon öldü, Anny sadece bütün umutlarımı kırmak için geri geldi. Bahçeler boyunca uzanan şu beyaz sokakta yalnızım. Yalnız ve özgür. Ama bu özgürlük ölüme benziyor biraz.