“Affetmek konusunu konuşunca hep aklıma gelen bir hikaye var . Hz Muhammed’in amcasını Uhud savaşında şehit eden Vahşi, sonrasında Müslüman oluyor . Hz Muhammed , karşısına çıkan Vahşi’ye şöyle diyor ; “Allah seni affetti lakin seni görünce amcamı hatırlıyorum ,üzülüyorum.” Ve sonrasında Vahşi , Hz Muhammed’e pek denk gelmemeye , görünmemeye çalışır . Bu olay affetme konusunda ilham veriyor . Bazen bazı insanları bağışlarız ancak hiçbir şey eskisi gibi olmaz , olamaz . Zaten olmak zorunda da değildir .”
“Hem şu vahşi, devasa şeyler ne işe yarar ki ? Sözgelimi , deniz . Neye yarar deniz ? İnsana hüzün verir yalnızca ! Ona bakarken ağlamak gelir içinizden . Enginlerine bakarken yüreğinize bir ürkeklik çöker ; bu tekdüze, uçsuz bucaksız tablo karşısında bakışlarınız durup dinlenecek bir şey bulamaz . “
“Dışarıdaki dünya ve insanlar bu kadar çok canını yakmışken neden ben değişmek ve sorumluluğu üstlenmek zorunda kalıyorum, diyebilirsin. Evet; keşke bu dünya, zalimin zalimliğini telafi etmek zorunda kalacağı çok adil bir yer olsaydı ama öyle değil. Şikâyet etmek, geçmişin donmuş anılarının arasında tekrar tekrar dolaşmak bir işe yaramıyor. Yeni bir hayat inşa etmek istiyorsan bunu bir tek sen yapabilirsin ve sadece şimdi yapabilirsin.“