Her şeyin ötesinde, babam her yeri bir bahçeye, her evi de bir yuvaya dönüştürmeyi başarırdı. Bu özel bir beceridir. Bir zamanlar taşındığımız her kiralık ev -nedense de sık sık taşınırdık- bir şekilde yuvamız olurdu. Şimdi, her şeyin ötesinde, kendimi bir de yuvasız kalmış hissediyorum. Bahçeyi bile bizimle birlikte taşımayı başardığını unutamam. Sümbüllerin, nergislerin ve fulyaların, şakayık ve lalelerin soğanlarını dikkatlice sökerdi; en sevdiği, hiç vazgeçemediği lacivert Hollanda laleleri vardı, onları taşındığımız her yeni yerde bahçeye dikerdi.
Çiçekler aslında ölülerin gizli periskopları değil midir? Acaba ölüler dünyayı toprağın altında çiçeklerin saplarından mi izlerler?
Evet, babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.