Hatice Kübra

Hatice Kübra
Tek başınalığın yolcusu
Doktor
Üniversite
7 Şubat 2001
88 okur puanı
Ağustos 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Sessiz ve yalnız..
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yine o anda, ekimin o son eflatun gülünün yanında, eğer böyle devam ederse ve doktora gitmezse bir anda öylece çöküp kalacağını ve bahçenin gözleri önünde ota çöpe bürüneceğini söylediğimi hatırlıyorum. Zamanın ya da kaderin buyur ettiği kelimeler tuhaftır. Bugünün bakış açısıyla, ifademin bütün o ertelenmiş acımasızlığını görüyorum.
Her şeyin ötesinde, babam her yeri bir bahçeye, her evi de bir yuvaya dönüştürmeyi başarırdı. Bu özel bir beceridir. Bir zamanlar taşındığımız her kiralık ev -nedense de sık sık taşınırdık- bir şekilde yuvamız olurdu. Şimdi, her şeyin ötesinde, kendimi bir de yuvasız kalmış hissediyorum. Bahçeyi bile bizimle birlikte taşımayı başardığını unutamam. Sümbüllerin, nergislerin ve fulyaların, şakayık ve lalelerin soğanlarını dikkatlice sökerdi; en sevdiği, hiç vazgeçemediği lacivert Hollanda laleleri vardı, onları taşındığımız her yeni yerde bahçeye dikerdi. Çiçekler aslında ölülerin gizli periskopları değil midir? Acaba ölüler dünyayı toprağın altında çiçeklerin saplarından mi izlerler? Evet, babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.

Hatice Kübra

, bir kitap okudu
Puan vermedi·112 syf.·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 18:38
·
2026 2. kitabı
Matthew Maxwell
9.1/10 · 87 okunma
Çocuk, ölümden bu kadar nefret etmesinin sebebinin ne olduğunu merak etti. Uzak bir diyarda yaşayan insanların ölümü onurlandırdığını duymuştu. Onlar onu huzur ve sabırla karşılıyorlardı, tıpkı çocuğun eski bir dostunu karşılaması gibi. Bu, onu titretiyordu; ölümü böyle karşılamayı hayal bile edemiyordu! Genç olduğu bir zamanı hatırladı. Büyükannesi çok hastalanmıştı. Çocuk ve ailesi onun etrafında toplandılar, ta ki büyükanne son nefesini verene kadar. Çocuğun büyükbabası onun yanında hıçkırarak ağıyordu. "Git ölüm!" diye bağırmıştı. "Bırak onu!" Büyükbabasının böyle ağladığını duymak onu korkutmuştu. O anda, ölümün korkunç ve dehşet verici olduğuna, her şeyden önce korkulması gereken bir şey olduğuna inanmaya başlamıştı .