Freud'un hastaya her gün aynı saatte tam bir saatlik zaman ayırmak gerektiğini söyleyen kuralı sıkıca uygulanırsa, aslında istenen sonuç kendiliğinden elde edilebilmektedir. Bir saatlik seansların her biri hastanın bilinçdışı açısından yeni bir saplantının oluşup yavaş yavaş çözüldüğü bir mini analiz anlamı taşır. Bilindiği gibi bu, hastaları önceleri epeyce zorlayan bir şeydir. Anneden kopuş anlamında oturumu fazla "aktif bir terapi" olarak yaşarlar. Öte yandan, genel olarak analistten kaçıp uzaklaşma hevesi de, doğum travmasını fazlasıyla doğrudan bir şekilde tekrarlama eğilimi olarak anlaşılabilir. Analizin yapması gereken, bunun yerine tedrici bir uzaklaşmayı geçirmektir.
Benlik bilincine dair söylediklerimiz kendiyle bütünleşmiş, iç uyuma ulaşmış davranış biçimini kapsar fakat aktiflik kavramına terstir. Biz kendimizden kaçmayı öğütlemiyoruz Yaşamak yeri geldiğinde hiçbir şey yapmama potansiyelini de içine alır. Kendini yiyip bitirmeden boş oturmak göründüğünden zor olabilir. Robert Louis Stevenson'un kesin olarak yazdığı üzere: "Tembellik edebilmek için bayağı güçlü bir bireysel kimliğe sahip olmak lazımdır." Benliğin farkna varmak yaşamın daha sakin yanlarını da içerir.
Benliğimizin bilincinde olmak hayatmız üzerindeki kontrolümüzü artırır; artan kontrolle de kendimizi rahat bırakabiliriz. Bir ikilemmiş gibi görünse de insan ancak kimliğini bulduğu oranda yaratıcılığına ve içtenliğine yön verebilir.