Insan da çabuk teslim olduğu hazlara esir olmuyordu sanırım.
Onlar, hayallerimizin bereketli topraklarında büyüyememiş, serpilememiş, güçlenememiş hazlar oluyorlardı, hızla tadıyor, hızla unutuyordun.
"Hazzın başında beklemeyi çok az insan bilir." Öyle demişti.
Sanırım çok beklemiş, ödülünü almıştı.
Hayata ve ölüme omuz silkecek, kendisini almaya gelecek son trene aldırmayacak kadar büyük ödüllerle ödüllendirilmiş olmalıydı, yaşadıklarının gücü o yaşlı bedenine son âna kadar bir tazelik katmıştı.