Bir de huzursuzluk olmasın diye, kayınvalidesinin her istediğini sorgulamadan yapan, her çıkışını alttan alan gelinler vardır. Bu tip insanlar kendilerine zarar verirler.
Geleneksel yapıya sahip ailelerin kız çocukları, “İdareci ol, aman alttan al, fedakâr ol; kızlar fedakâr olur.” tavsiyeleriyle yetiştirilirler. Bu mesajları alan genç kız da evlendiği zaman ezilir ve ruhsal sarsıntı yaşar.
Buna örnek olacak bir danışanım vardı; çok ağır depresyonla gelmişti. Kadının üç çocuğu vardı ve kayınvalidesi de onlarda kalıyordu. Başta danışanın depresyonuna bir neden bulamadık. Kayınvalidesiyle problem yaşayıp yaşamadığını sorduğumuzda, “Hayır, hiç şikâyetim yok, çok iyi biri.” cevabını veriyordu.
Sonra hastaneye yatırıldı. Tedavi başlayınca gelinin bastırdığı duygular ortaya çıktı. Kayınvalide kontrolcü yapıdaydı ve gelini üzerinde psikolojik baskı kuruyordu. Danışanımız, çocuklarını bile kayınvalidesinin yanında sevemiyordu.
“Aman kızım, idare et, iyi geçin, alttan al, kayınvalidene karşı çıkma, fedakâr ol.” gibi tavsiyelerle yetiştirilen kadın, ilişkinin zaten böyle olması gerektiğini düşündüğü için bize kayınvalidesinin tutumunu anlatma gereği bile duymamıştı. Halbuki bu kişiye, “Kayınvalidene saygısızlık etme ama kendini de ezdirme.” tarzında eğitim verilmiş olsaydı, bu durumlar yaşanmayacaktı.
Kayınvalide yanlış bir şey yaptığı ya da söylediği zaman, “Ben böyle düşünmüyorum, benim için doğrusu budur.” diyerek sınırları koyabilmek, doğru duruş gösterebilmek gerekir. Bunu yaparken üslup, seçilen kelimeler, ses tonu, beden hareketleri çok önemlidir.
Eğer bir insan, karşı tarafı incitmeden kendi kişilik sınırlarını çizmeyi başarırsa, iki taraf da birbirini daha rahat tanır. Duyguları bastırıp biriktirmek ise, örneğimizdeki gibi kişinin psikolojik rahatsızlıklar