Eleştiri, sevginin düşmanıdır.
Eşinin ihtiyacını, beklentilerini arayıp bulmak, orta noktada buluşmak yerine kendi hayat senaryosunu karşı tarafa empoze edenler, suçlu ya da suçsuz olduğunu düşünmeden müvekkilini körü körüne savunan avukatlar gibi davranırlar. Oysa evlilikte hâkim gibi olmak, yani ortada bir problem olduğu zaman “Acaba eşim haklı mı?” diye düşünebilmek, sağlıklı bir iletişim için şarttır.
İlişkilerde “Seni seviyorum”dan daha güzel bir söz varsa, o da “Sen haklısın” diyebilmektir. Eşlerin, gerektiğinde sorunlar karşısında birbirlerine “Sen haklısın” diyememesi, zıtlaşmayı körükler ve sorun ne olursa olsun, taraflar birbirinin kişiliğini sorgulamaya başlar.
Erkek ve kadının, kadın-erkek iletişiminden beklentisi birbirinden farklıdır. Erkek, bir sorun olduğunda kabuğuna çekilerek düşünür ve çözüm üretir, demiştik. Yani erkek çözüm odaklıdır. Kadın ise sorunu çözmeyi hedeflemez, onu eşiyle paylaşmak ister. Erkek iletişimin bilgi aktarımı boyutunu; kadın ise yalnızlığı giderme ve paylaşma boyutunu önemser.
Bir başka deyişle, iletişimde erkeği sonuç, kadını ise süreç ilgilendirir. İki taraf da birbirinin bu yönünü dikkate almazsa, ilişkide sürekli iletişim hataları meydana gelir.
Örneğin, erkeğin yaptığı sekiz işten üç tanesi yanlış ise, kadın yapısı gereği yanlış olanlara yönelir ve bunları eleştirir. Erkek ise hatalarının söylenmesinden, kendisiyle buyurgan bir edayla konuşulmasından rahatsız olur.