Ayşe Hümâ

Ayşe Hümâ
@humaasen
Mali Müşavir
İstanbul Üniversitesi
İstanbul
7 Ağustos
42 okur puanı
Haziran 2024 tarihinde katıldı
Sevgili Dost, Çaba istiyor sevgi. Tohum yetmiyor, çapa istiyor sevgi. O halde dinle, karların içinde çilek yetiştiren münzevinin hikayesini: "İhtiyar bir kadın ormanda yaşayan bir münzevinin karların içinde çilek yetiştirdiğini duymuştu. Büyük kızından ormana gidip çilek getirmesini istedi. Kız ormana gitti ve annesinin isteğini münzeviye iletti. Münzevi: 'Öyle ise önce bana bir iyilik yap. Şuradaki karları süpürüver. Kuşlara yem vereceğim' dedi. Kız oralı bile olmamıştı. Sadece çilek istediğini tekrarladı. Münzevi de ona çilek vermedi. Kız geri dönüp olanları anlatınca kadın bu defa aynı şeyi küçük kızından istedi. Münzevi ona da karları süpürmesini söyledi. Kız hemen süpürgeyi alarak işe girişti. Karları büyük bir ciddiyetle süpürmeye başladı. Çilekleri unutmuştu bile. Yalnız aç kalan kuşları düşünüyordu. Ama birdenbire karların altından çilekler çıkıverdi." Sevgili Dost, Beraber karları süpürmeye ne dersin? Ne dersin süpürdüğümüz karlardan, kardan adam yapmaya. Çileklerden gözleri, burnu ve dudakları olan bir kardan adam; elinde süpürgemiz. "Elimden geleni yaparım," diyorsun demek. "İnsan ancak elinden geleni yapar ama elinden gelenin ne olduğunu bilmek gerek." Sevgili Dost, Elini nabzını götür.
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sevgili Dost, Şu günlerde herkes seni sevdiğini söylüyor. Şu günlerde herkes şımartıyor seni. O halde kulak ver, “Efendin seni sevdiği ve şımarttığı zaman daha az mı kölesin? Vay kölenin haline! Efendin seni şımartıyor; o halde yakında kamçılayacaktır,” diyen Pascal'a.
Alıntı
Sevgili Dost, Bildiği şehirlerden, bilmediği şehirlere, bildiği yüzlerden bilmediği yüzlere sığınmayı aklından geçirmemiş kaç insan vardır? Garların, terminallerin ve limanların dev mıknatıslara dönüştüğü saatlerde bedenlerini kaptırmayanlar, ruhlarının bir otobüs koltuğuna, bir gemi çapasına, bir lokomotif tekerleğine yapışmasını önleyebilmişler midir? "Başımı alıp gitmek istiyorum," cümlesi kim bilir hayatımızın kaç kilidini kurcalamış, açayım derken kaç yeni kapı örtmüştür üstümüze. Arkaya bakmamayı başarabilenler, acaba gittikleri yere başlarını götürmeyi başarabilmişler midir? "Tebdil-i mekanda ferahlık vardır" diyenler, aslında "tebdil-i kan" ı mı kastetmişlerdir? Sevgili Dost, “Kalbimi alıp uzaklara gitmek istiyorum.” Çünkü aklım hep kurcalanacak.
Alıntı
Giderken nefeslerini size bırakacaklarını sanmıştınız değil mi? İşte gittiler ve nefeslerini de yanlarında götürdüler. Bunca yıl soluk alıp verdikleri alanları bir bir terkettiler. Senelerce nefes tüketip anlatamadıklarını, bir çırpıda anlattılar gidişleriyle. Yaşadıkları yerlerde derin çukurlar bıraktılar, bir de meçhul seller; o çukurları dolduracak olan...
Alıntı
Denemediği bir şey kalmayan insan, acaba bir gün insan olmayı deneyecek mi?
Alıntı