• #Tepki 😊

    Klasik tepki: "Sıraya geç kardeşim."

    Neoklasik tepki: "Şeker kardeşiim sıraya geçiver."

    Realist tepki: "Sıra var."

    Sürrealist tepki: "Sallandıracaksın bunlardan ikisini Kızılay'da bak bir daha yapabiliyorlar mı?"

    Romantik tepki: "Beyefendi galiba sırayı görmediniz."

    Modern tepki: "Efendim insanımız eğitimsiz. Halbuki Avrupa da..."

    Postmodern tepki: "Sırana geç lan ayı!"

    Uzlaşımcı tepki: "Acelesi olmasa öne geçmezdi, üzmeyin garibi..."

    Devrimci tepki: "Altyapı sorunları çözülmeden halkımız sıraya geçmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek."

    Kaderci tepki: "İki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse hepimizin işi görülür."

    Felsefeci (septik kuşkucu) tepki: "Ön ve arka kavramları görecelidir. O tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden, aslında arkaya geçmiş olabilir."

    Kantçı tepki: "Efendim, algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa, adam yok olur."

    Kötümser varoluşçu tepki: "Herkes bir gün ölecek. Onurlu bir şekilde bekleyin. Bir gün o adam da ölecek."

    İyimser varoluşcu tepki: "Sıkmayın canınızı, şu anın tadını çıkarmaya çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor."

    Hümanist tepki: "İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için. Dolayısıyla birimiz öne geçince, aslında hepimiz öne geçmiş oluyoruz.

    Alıntı.
  • 182 syf.
    ·Beğendi·9/10
    1940 larda Yunanistan’da Cuntaya karşı Mihri Belli kalkıp Türkiye’den gider ve Yunanlı Devrimcilerle Cuntaya karşı savaşır.
    Che Kübada devrim yaptıktan sonra Hükümet kurulur. Maliye Bakanı olur. Küba’yı BM. vb. toplantılarda temsil eder. Ancak bürokrasinden sıkılır, dünyada yapılacak daha çok devrim var diyerek görevini bırakır. Bolivya dağlarında gerilla hareketine katılır. Ne yazıkki bir çatışma da öldürülür.
    Deniz Gezmiş te birkaç arkadaşı ile birlikte Filistin’de İsrail’e karşı gerilla savaşına katılır.
    Küresel sermayenin siyaset ve sömürü anlamında hükmettiği dünyanın herhangi bir ülkesinde, her zaman devrim adına yapılacak bir mücadele vardır. Yukarıda saydığımız insanlar başka ülkelerde bu düşüncelerle savaştılar.
    Elbette böylesine sadece insanlık için savaşan insanlarında bir edebiyatı, şiiri, sanatı da kendiliğinden ortaya çıkacaktır.
    Kitapta üç genç kalkarlar Türkiye’den Filistinli gerillalara destek için İsrail’le savaşmaya giderler. Kitabın konusu da bu üç genç etrafında şekillenir. Çatışmalar, ölümler yakalanmalar, işkenceler, adını unutacak kadar yaşadığı travmalar.
    Oğuz Atay okuyanlar bilir zekice cümlelerle okuru ters köşe yapar çoğu diyaloglarında. Benzer diyalogları bu kitapta da bolca buluruz.
    “Adım yok benim 10 km. doğudaki bir sel yatağında unuttum onu.”
    “Alışkanlık her türlü güzelliğin düşmanıdır.”
    Kadınla erkekler arasındaki özellikle kur yapma diyalogları Andrey Tharkosy’nin kadın ve erkeği tanımlamalarının sonucu gibidir.
    “kadın erkeğin yaratıcılığını tetikler, erkeğin yaratıcılığı sonrası kadının teslim olmasıdır.” Der. Aslında doğadaki dişi ve erkek ilişkileri de bunun üzerine kuruludur.
    “Sen bir hırsızsın diyorum kulağına. Sevdiğim bütün kadınların güzelliklerini çalmış usta bir hırsız.”
    “Gülmek devrimci bir eylemdir” sözü kitaptaki Ali’ye giydirilmiş bir karakterdir. Ali hem güler, hem marullara basmamak için vurulan hassas bir devrimcidir. İnsan emeğine saygıyı örtülü bir şekilde okuyucuya böyle gösterir Ali.
    “Gözleri büyük ve garipti. El sıkışırken gülüyordu. Ali’yi tanıdıktan sonra ciddi şeylerin de gülümseyerek yapılabileceğini fark ettik. Şimdi onun gerçek kimliğini biliyorum. O bir köylü değil, bir öğretmendi. Bize gülmeyi öğretmekle görevli bir öğretmen.”
    “Güldüğü zaman bütün yüzü ışıltılı gözlerine toplanırdı. Siz de o zaman gülmenin ne kadar önemli ve kalıcı olduğunu, hayatın eninde sonunda sadece gülmekle özetlenebileceğini anlardınız.”
    Devrimci düşüncenin temeli olan hümanist düşünceden bolca diyaloglara rastlarsınız kitap boyunca.
    “Eğer insansanız bazı şeylere aşık olma zorundasınız. Mesela gülmeye, mesela güneşe, mesela amcamın nedensiz özverisine, mesela direnmeye, mesela marul gibi ekili şeylere, anlayacağınız aşık olmak için çok neden vardı ve bizler de iyi birer aşıktık.”
    Kitap kısa olmasına rağmen konular birbiri içine geçmiş durumda bağlantıları kurmak ta okur zorlanıyor. Ancak demini almış cümlelerin tadına varmak için yavaş okumakta yarar var.
  • Mustafa Kemal Atatürk bir devrim insanıydı ve devrilen sistemin yerine daha modern, daha hümanist ve daha eşitlikçi bir sistem koymayı başardı.
  • Mustafa Kemal Atatürk bir devrim insanıydı ve devrilen sistemin yerine daha modern, daha hümanist ve daha eşitlikçi bir sistem koymayı başardı. Ayrıca bu sistemin daha da ileri götürülmesi ve geliştirilmesi için getirilen her türlü öneriye de açık bir kişiliğe ve zihin yapısına sahipti.
  • Klasik tepki: "Sıraya geç kardeşim."
    Neoklasik tepki: "Şeker kardeşiim sıraya geçiver."
    Realist tepki: "Sıra var."
    Sürrealist tepki: "Sallandıracaksın bunlardan ikisini Kızılay da bak bir daha yapabiliyorlar mı?"
    Romantik tepki: "Beyefendi galiba sırayı görmediniz."
    Modern tepki: "Efendim insanımız eğitimsiz. Halbuki Avrupa da..."
    Postmodern tepki: "Sırana geç lan ayı!"
    Uzlaşımcı tepki: "Acelesi olmasa öne geçmezdi, üzmeyin garibi..."
    Devrimci tepki: "Altyapı sorunları çözülmeden halkımız sıraya geçmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek."
    Kaderci tepki: "İki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse hepimizin işi görülür."
    Felsefeci (septik kuşkucu) tepki: "Ön ve arka kavramları görecelidir. O tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden, aslında arkaya geçmiş olabilir."
    Kantçı tepki: "Efendim, algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa, adam yok olur."
    Kötümser varoluşçu tepki: "Herkes bir gün ölecek. Onurlu bir şekilde bekleyin. Bir gün o adam da ölecek."
    İyimser varoluşcu tepki: "Sıkmayın canınızı, şu anın tadını çıkarmaya çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor."
    Hümanist tepki: "İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için. Dolayısıyla birimiz öne geçince, aslında hepimiz öne geçmiş oluyoruz."
  • Modern hümanist eğitimse öğrencilerin kendi başlarına düşünme becerisine sahip olması gerektiğine inanır.Anaokul, ilkokul ya da üniversite, hangisinde görev yaparsa yapsın, bir öğretmene ne ögretmeye çalıştığını sorduğunuzda, "Çocuklara tarih kuantum fiziği ya da sanat bilgisi anlatmaya çalışıyorum ama hepsinin ötesinde kendi başına düşünebilmeyi öğretmek istiyorum," diye yanıtlayacaktır.Her zaman başarılı olamasa da hümanist eğitimin hedefi budur.