HARARI: YAPAY ZEKA İŞ AÇISINDAN PEK ÇOK İNSANIN YERİNİ ALDIĞINDA İŞGÜCÜNE VE DİNE NE OLACAK?
Çağın teknolojik gerçekliğiyle bağını kaybetmiş dinler, soruları bile anlama yetisini yitirmeye mahkumdur. Yapay zeka bilişsel işlerde pek çok insanın yerini alabilecek noktaya geldiğinde işgücüne ne olacak? Amaçsız ve işe yaramaz insanlardan oluşan devasa yeni sınıfın siyasi etkileri neler olacak? Nanoteknoloji ve rejeneratif tıp, seksen yaşını elli yaşına çevirmeyi başardığında ilişkiler aileler ya da emeklilik fonları nasıl etkilenecek? Biyoteknoloji bebekleri tasarlayabilmemizi sağladığında, zenginle fakir arasındaki uçurum hiç olmadığı kadar derinleştiğinde insan toplumu neye benzeyecek? Bu soruların yanıtlarını Kur’an’da, İncil’de veya Konfüçyüs’ün Seçmeler’inde bulmak imkansızdır çünkü antik Çin’de veya ortaçağda Ortadoğu’da bilgisayarın, genetik biliminin ya da nanoteknolojinin fikri bile söz konusu değildi.
Hümanist Devrim: Elektrik, Genetik ve Radikal İslam
Bireycilik, insan hakları, demokrasi ve serbest piyasadan oluşan liberalizm, 2016 itibarıyla ipi tek başına göğüslemeye devam ediyor. 2011’de İspanya’da vuku bulan 15M hareketi ve Wall Street’ten başlayarak tüm dünyaya yayılan “İşgal Et” eylemleri gibi Batı dünyasını kasıp kavuran toplumsal olaylar demokrasiye, bireyciliğe ve insan haklarına, hatta serbest piyasanın temel işleyişine bile hiçbir şekilde karşı çıkmadı. Bilakis bu liberal fikirlerin hayata geçirilmesinin hükümetlerin görevi olduğunu vurguluyorlardı. Piyasaların “batmasına izin verilemeyecek kadar büyük” şirketler ve bankalar tarafından manipüle edilip yönlendirilmemesini, gerçek anlamda serbest kalmasını istiyorlardı. Paralı lobiler ve güçlü çıkar grupları yerine sıradan vatandaşların menfaatlerini koruyacak doğrudan demokrasi kurumlan talep