Bizim işimiz kitap doldurmak değil, ahlakımızı yapmaktır; savaşmak ülke kazanmak değil, yaşayışımıza düzen getirmektir. En büyük ve en onurlu eserimiz doğru ve dürüst yaşamaktır. Geri kalan her şey, başa geçmek, para kazanmak, binalar kurmak, sonuçta ufak tefek yollardır.
Öğrenimden kazancımız daha iyi ve daha akıllı olmaktır. Epiharmus der ki: "insan düşünce ile görür ve duyar; her şeyden yararlanan her şeyi düzene sokan, yöneten düşüncedir; geri kalan her şey kör, sağır ve cansızdır."
Yasalar doğru oldukları için değil yasa oldukları için yürürlükte kalırlar. Kendilerini kabul ettirmeleri akıl dışı bir güçten gelir, başka bir şeyden değil. Mistik olmak işlerine gelir. Yasa koyanlar da çoğu kez budala ya da eşitlik korkusuyla haksızlığa düşen kimselerdir. Nasıl olursa olsunlar, onlar da insandır, her yaptıkları şey ister istemez geçici ve değişkendir. Yasalardan daha çok, daha ağır, daha geniş haksızlıklara yol açan ne vardır?
Felsefeyi barındıran ruh, kendi sağlığıyla bedeni de sağlıklı hale getirmelidir. Huzur ve rahatın aydınlığı dışardan görünmelidir. Dış varlığı kendi kalıbına uydurmalı ve böylece ona sevimli bir gurur, hareketli ve neşeli bir tavır, memnun ve güler yüzlü bir hal vermelidir. Bilgeligin en açık görüntüsü, sürekli bir sevinçtir.