Buna karşın ben diyorum ki kişi bütün idrakten çok önce kendi eseridir ve idrak ancak buna sonradan eklenip bunu aydınlatır. Bu nedenle de kişi şöyle ya da böyle olmaya veya başka birisi olmaya karar veremez. Daha ziyade kişi katî surette ne ise odur, ancak daha sonra ne olduğunu idrak eder. Eski öğretiye göre kişi idrak ettiğini isterken, bana göre kişi istediğini idrak etmektedir.
Âşık, bahsettiğimiz aşk derecesine vardığında artık iş işten geçmiştir ve ondan ümit beklemek boşunadır. Ne vuslat ne de başka bir şey iyileştirir onu. Zira beyindeki bozulma iyice sağlamlaşmış, idrak telef olmuş, felaket her yanı sarmıştır.