(Ben yalnız, kalbi olan yollarda dolaşırım. Yeter ki o yolun kalbi çarpsın.
Ve ben orada gezerim. Tek yaşamaya değer meydan okuyuş, onun tüm uzunluğunu aşmaktır.
Ve ben orada dolanır dururum,
soluksuz, bakınarak...)
Uzun yılların kazandırdığı deneyimler bana şeyleri önceden bilmeyi ve daha üstün bilgilere sahip olmayı değil, bilinçdışının dizginleri ele almasına izin vermem gerektiğini öğretti.
Zira hiç kimse, dünyamızın aslında tam da tüm dünyanın dehşet içinde kaçtığı şeye doğru güdüldüğünü görmüyor.
…ama iyinin şeytani şeylere saptırılıp saptırılmaması insanın özgür -yani bilinçli- kararına bağlıdır.