(öncesinde bir çok örnek vererek...)
Bir millet tehlike de kaldığı vakit, onu fertler kurtarmaz, bizzat millet kendi kendinin kurtarıcısı olur. O dakikada fertlerin fevka'l-nasut (insanlık üstü) bir ruhla musahhar (boyun eğdirilmiş) olduğunu, ferdî iradeler sükut ederek (susarak) umumi bir iradenin bütün vicdanlarından 'nefs-i mütekellim-i vahde' (biricik söz sahibi) kesildiğini görürüz. Millet, fertlerine semavî yahut içtimai bir mefkûre (ülkü) suretinde tecelli ederek onları mev'ud (vaat edilmiş) bir muzafferiyete, mübeşşir (müjdeleyici) bir cennete davet eder. Hodkâmlardan (egoistlerden) cansipar (canını feda eden) mücahitler, korkaklardan tehlikecü (tehlikeli) kahramanlar yapar; gabilere (ahmaklara) zeka, tembellere faaliyet, lakaytlara gayretkeşlik (gayretlilik) verir.