Aşkı ölçmek, sınamak, denemek ve kurtarmak için aşka yönelttiğimiz bütün bu sorular belki de her şeyin yanı sıra aşkı kısaltmaya da yarıyor. Belki de sevemememizin nedeni çok sevmek istememiz, yani karşımızdaki kişiden hiçbir istekte bulunmaksızın, ondan onunla birlikte olmaktan başka bir şey istemeksizin, kendimizi ona verecek yerde ondan bir şey ( aşk) talep etmemizdir.
teslimiyetin içsel olarak direnişten kabullenmeye, "hayır"dan "evet"e bir geçiş olduğu söylenebilir. siz teslim olduğunuzda, benlik duygunuz, bir tepki ya da zihinsel yargı ile özdeşleşmiş olmaktan, o tepki ya da yargının çevresindeki alan olmaya dönüşür. o, form - düşünce ya da duygu- ile özdeşleşmekten, hiçbir forma sahip olmayan - geniş farkındalık- olmaya ve kendimizi öyle görmeye bir geçiştir.
Yaratılış Kitabı'nın en başında bize Tanrı'nın insanoğlunu balıklar, kuşlar ve tüm yaratıklar üzerinde egemenlik kursun diye yarattığı söylenir. Yaratılış Kitabı'nı yazan insandı elbette, at değil. Tanrı'nın insana hayvanlar üzerinde egemenlik kurma iznini verip vermediği pek belli değil. Daha akla yakın olanı, insanın inekle at üzerinde kurduğu egemenliği kutsasın diye Tanrı'yı yaratmış olması.