"Bence, bizim anababalarımız umursamaz tavır içinde değillerdi; aktif bir biçimde bizim ezik ve çekingen olmamızı sağlayıncaya kadar bizimle uğraştılar. Onların bu çabaları sonucu ruhumuz kırılıp, süklüm püklüm hale gelince, onlar da anababalık görevlerini tam yaptıklarını düşünerek içleri rahat etti."
" Yani, kırdaki otlar gibi büyümedik."
"Hayır, kırdaki otlar gibi büyümedik. Keşke kırdaki otlar gibi büyüme seçeneğimiz olsaydı."
Galiba analarımız, babalarımız, öğretmenlerimiz, arkadaşlarımız yani kimse senin ne olduğunla ilgilenmiyor, herkes senin ne olman gerektiğiyle ilgileniyor.
Sanırım ölüm düşüncesi, birçok insanın içini hüzünle kaplar. Ama bu hüzün, sanki coşkuya gebe. ölüm bilincini kaybetmeden, şimdi ve şu anda yaşıyor olmayı keşfetmenin potansiyel coşkusu. Sanırım, sevinçle zıplayan yemyeşil küçücük bir kurbağa yavrusunu görebilmek için, ölümün hüznünü tatmak gerekir.