İki çocuğu vardı, ikisini de açıkça görememişti. Ama belki de hiçbir anne baba evladını gerçekten göremez. Baktığımızda sadece kendi hatalarımızın bir yansımasını görüyoruz.
Akıntıların hareket ettiğini hissettim. Kum zerreleri fısıldaştı. Kanatları havalanıyordu. Etrafımızdaki karanlık yaldızlı kanından bulutlarla ışıldadı. Ayaklarımın altında binlerce yılın kemiği vardı. Bu dünyaya bir an daha dayanamayacağım, diye düşündüm.
Öyleyse çocuğum, başka bir dünya yap.
Arkasında altın bir kurdele bırakarak karanlığa kaydı.
Hayır, diye düşündüm. Ben tedbirli değildim. Pervasızdım, düşüncesizdim. Bu adam başka bir bıçaktı, bunu hissedebiliyordum. Başka bir türdü ama yine de bir bıçaktı. Umurumda değildi. Ver şu bıçağı bana, diye düşündüm. Bazı şeyler, uğurlarına kan dökülmesine değer.