Bir insanın yüreğine dokunmak, ruhunda fırtınalar estirmek için kelimeler kâfi gelmez belki. Lakin bu satırlar, senin vicdanına bir ayna tutacak. Çünkü sevginin kıymetini bilmeyenler, ancak kaybettiklerinde anlar karanlıkta kalan yollarını.
Aşkın İnşa Ettiği Kumdan Kaleler ve Med-Cezir
Bir deniz kabuğunun içinde saklı kum taneleri misaliydi hislerimiz. Sen her gelgitle biraz daha uzaklaştın sahillerimden. "Dost başa, düşman ayağa bakar" derler; sen ise gözlerini İstanbul'un neon ışıklarına dikmiş, yüreğimin üzerine basarak geçtin bu yoldan. Medresende okuduğun her satır, Mevlânâ'nın "Hamdım, piştim, yandım" sözlerini unutturmuş sana. Oysa ben, Yunus Emre'nin "Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım" çağrısıyla yaklaştım kapına.
Kırık Aynalarda Yansıyan Hakikatler
"Gülü seven dikenine katlanır" der atalar. Ben dikenlerini seve seve kucakladım. Sen ise gülün kokusunu, dünyalık vazolarda saklamak istedin. Bingöl'ün karı nasıl beyazsa, niyetim de öyle duruydu. Lakin sen, Nâzım'ın "Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür" mısralarını unutup, Orhan Veli'nin "İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı" diyen ruhunu kâğıt paralara değiştin. Odandaki basit eşyalarla mutlu olabileceğimizi bilmen gerekirdi. "Az veren candan, çok veren maldan" sözünün hikmetini anlamamışsın belli ki.
Yitik Hazinenin Haritası
Şu satırları yazarken, Sâmiha Ayverdi'nin "İnsan ve Şeytan" eserindeki gibi, içimdeki meleklerle şeytanlar savaşıyor. Melekler diyor ki: "Affet, yol ver." Şeytan ise fısıldıyor: "Göster kaybettiklerinin kıymetini." Senin için yazdığım şiirler, Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna'sındaki Raif Efendi'nin sessiz çığlıklarına dönüştü. "Balık baştan kokar" misali, ilişkimizin çürümesi senin maddiyata olan tutkunla başladı.
Kaybolan İnancın Mateminde
Edip Cansever'in