Köye gittiğimde boynuna atlayacagım kimsem yokdu. Dedem hariç, oğlum diyen kimse yoktu. Ben geldim diyebileceğim kimsem yoktu. Ortada 7 8 kişilik sandalye vardı. Gözü yaşlı dedem, amcam, halalarım ve ananem. Sustum. Dedemin gözlerinin içine baktım. Gülüyordu. Sanki hiç bişey olmamış gibi, o adama baka baka durdum. Gözümden bir damla aktı. Dedemden gözlerimi alamıyordum. Sağ elini gözünün oraya doğru atarken içten gülen adam ağlamaya başladı. Gozlerine baka baka ikimizde sustuk. Ama öyle bi sustuk ki, gerisini hatırlamıyorum. Cenaze geldi. Hala olayın şokundaydım. Olduğum yerde sadece durdum. Inanamadım hala, hiç yakışmadı sana ölüm diye diye içten içe sessizce feryat ettim ! Cenaze Namazını kılarken, iyi bilirdik ! Iyi bilirdik ! Iyi bilirdik ! Helal olsun ! Helal olsun ! Helal olsun ! Diyerek küreği elime aldım. Toprak atmaya başladığım'da bitmiş bedenim ordaydı. Toprakta ağaç dallarının parçalarını gördüm elimle ayıkladım ! Taşları elimle ayıkladım ! Toprakların arasından. Hayatımda ilk defa birini kaybetmedim. Ama babannem başkaydı. Ben senden razıydım. Allah'da senden razı olsun Hanife Sultan Hakkım varsa sonuna kadar tek bir zerresine kadar helal olsun sana. Topragın bol olsun Hanife Sultan ! Allah'a emanet ol...