Çerçeve diyince onun birde tablosu gelir insanın aklına…
Üstadın çerçevesinin ham maddesi İslam ve onun tablosunun ana fikri olan,Büyük Doğu mefkuresi;
Kaleme iman ruhu ile üfleyen esinti ile çizilen tablonun boyası şeriattendir.
Çerçeve 2,3,4,5 şeklinde okuduğum eserleri beraber incelemek istedim çerçeve ile ilgili incelemelere bakınca çok fazla göremedim kendi çerçevemden bir şeyler yazayım. dedim,incelememde bir hata varsa benim çerçeveme aittir.
Eserde dönemin siyasi ve sosyal yönünü, batılılaşma gayesi ile ,yoktan var etme söylemiyle varı yok etme projesi niyetindekileri ele alıp,
toplumu kendi ruh evinde ağırlayan Üstad ikramını kara harflerlerle sunup işığını arayan ve bu ışıkla aydınlanıp aydınlatacak olanlara kısa ama öz satırlarıyla buluşturup bize dönem şahsiyetlerinin hangi ruhun emrinde olduklarını bir bir ve gün gün yazıp gazetelerde yayınlatıyor.
Yazıları okurken kalemin tereddütsüz ve çekimser davranmadığını farkedip bunun imandan geldiğini tekrar tekrar okuyunca anladım.
Öyle her şey yazılır mı dedim bu dönemle kıyaslayınca demek kıyaslayacağım yazılan değil şahsiyet olmalı;
İman ve bunu taşıyan şahsiyet her zaman bir fark önde ne muazzam…
Eserler bir seferliğine mahsus okunacak eserler değil evet okudum ama tam kavrayamadım.
Bir muhabbet uğruna fikir çilesi çeken
davasının öz benliğinden zerre miskal ödün vermeyen ve bu adamlara ihtiyaç duyan Üstad bunu eserlerinde usandırmayacak şekilde tekrar tekrar hatırlatıyor.
Kendi çerçeven başkalarının çerçevesinden bakıp öğrenip kendi çerçeveni kurmanla başlayacaktır.
Tablona hangi çerçeveyi kullanmak senin zannında
Aklıma çerçevede geçen bir alıntı geldi
“Allah ben kulumun zannı üzerineyim der kutsi hadiste;
Nasıl zannedersen öyle…”