hüsne

hüsne

, bir kitap okudu
Puan vermedi·352 syf.·
11 günde okudu
·
2026 8. kitabı
Yaşar Kemal
8.8/10 · 3.492 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Fakat sonra senin karakterin oluştu ve bende soydan gelen, eğitimden gelen ya da belki sadece Tanrı vergisi olan bir şeyin sende olmamasına katlanamadın. Neydi bu? Bir kabiliyet miydi? Bu sadece, insanlar bana gülümsemesini ve güvenini hediye ederken dünyanın sana kayıtsız ve bazen de düşman gözlerle bakmasıydı. Dünyadan bana ışığı vuran bu güven ve dostluğu küçümsedin ama bir yandan da ölesiye kıskandın. Eminim -elbette kelimelerle değil ama belli belirsiz bir duyguyla- dünya tarafından bu kadar himaye ve takdir edilen birinin fahişemsi bir yanı olduğunu düşünmüşsündür. Herkes tarafından sevilen, herkesin tatlı bir gülümseme ayırdığı insanlar olur ve aslında bu insanların son derece hoppa, fahişemsi bir yanı vardır.
İnsan katlanmak zorundadır, işin bütün sırrı budur. Kendi karakterine, kendi tabiatına katlanmak zorundadır, çünkü ne tecrübe ne de kendi eksikliklerine, şahsi menfaatlerine ve açgözlülüğüne dair içgörü bir şey değiştirir. Arzularımızın dünyada tam bir yankısı olmayışına katlanmak zorundayız. Sevdiklerimizin bizi sevmemesine ya da umduğumuz gibi sevmemesine katlanmak zorundayız. İnsan ihanete, sadakatsizliğe katlanmak zorunda; ve son olarak, ki bu bütün görevlerin en zoru, birisinin karakter ya da zekâ yönünden kendisinden üstün olmasına da katlanmak zorunda.
Fakat ruhunun derinlerinde bir sancı saklıydı: Olduğundan farklı olma arzusu. Bu, bir insanın kaderden yiyebileceği en büyük silledir. Olduğundan farklı olma arzusu: Kalpte yanan hiçbir arzu daha acı verici olamaz.Çünkü insan hayata ancak kendi kendisi ve dünya için taşıdığı anlamla uzlaşarak katlanabilir. Nasılsa öyle olduğu gerçeğiyle uzlaşmalı ve bu bilgece davranış için hayattan övgü almayacağını, kibirli, egoist, kel ya da göbekli olduğunu bildiği ve buna katlandığı zaman göğsüne madalya takılmayacağını bilmelidir; hayır, övgü ya da ödül almayacağını bilmelidir.
İnsan önemli soruları sonunda daima bütün hayatıyla cevaplar. O esnada ne söylediğinin, hangi sözler ve prensiplerle kendini savunduğunun bir önemi var mı? Sonunda, en sonunda insan dünyanın ona öylesine inatla sorduğu soruları hayatının gerçekleriyle cevaplar. Sorular şöyledir: Sen kimsin? Gerçekten ne istiyordun? Gerçekten ne yapabiliyordun? Nerede sadıktın, nerede sadakatsiz? Nerede cesurdun, nerede korkak? Sorular bu şekildedir. Ve insan elinden geldiğince cevaplar, doğru ya da yalan söyleyerek ama bu o kadar önemli değil. Önemli olan, sonunda bütün hayatıyla cevap vermesidir. Sen üniformanı çıkardın, çünkü sana kostüm gibi geliyordu; o kadarı aşikar. Öte yandan ben o üniformayı, görevim ve dünya benden talep ettiği müddetçe taşıdım; ve ben de bir cevap vermiş oldum.