Kocamın karısı _alice feeney
Eskiden şimdiki gibi değildik. Bana kalırsa, bunun eninde sonunda tüm çiftlerin başına gelmesi kaçınılmazdı ama bazıları aralarındaki kıvılcımın söndüğünü kabul etmek yerine ona sıkı sıkı tutunmaya çalışmayı tercih ederdi. Bizim aşkımız bir kum saatine benziyordu; biteceği belliydi ve sanırım bunu en başından beri biliyordum. Aşkın tüm çeşitleri bir denklemdi; zaman artı hayat çarpı zor günler artı hüsranlar eşittir şehvetsiz bir sevgi gibi bir şey denebilirdi. Belki de ilişkiler sadece birer matematik problemiydi. Kocam bana eskisi gibi âşık değildi ama beni seviyordu, bunu biliyordum ve belki de bizim kadar uzun zamandır beraber olan insanlar bununla yetinmeliydi. Zaten sevgi tutkudan daha önemliydi. Öyle değil mi?
İttihat.
Bozgunlar, hüsranlar yıldıramadı. Güzel ölüm bizi öldüremedi. Kimse ite secde kıldıramadı. Şimdi sefer vakti uğurlar olsun.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Çağın değerlendirmesi
Nefis sadece zayıflatılarak değil, helal yollarla doyurularak kontrol edilir. Eğer ruhbanca kurutulmaya çalışılır ya da günümüzdeki gibi toplumsal baskı ve sistemlerle doğal ve helal olarak doyurulması mümkün olmaktan çıkarılırsa, hüsranlar çoğalır, nefislere zulüm edilir.
Putlar, tanrılar, tanrıçalar.. Sanrılar, hülyâlar, hüsranlar.. Baydı artık. Yorgun düşürdü.
İnsan ve Duygular
Bir Lirik Şiir Denemesi Ben ve Sen Seni andım bu gün hüzünle gene ben Yargıcım. celladım oldun ömrümce sen Bende acılar, kederler, hüsranlar desen desen Ne çıkar, ey yar içimdeki kopan fırtınaları bilmesen Bir gün bu sevda ile ölür isem, çaresizce ben. Umarsız zalimce kahkahalar atar mısın sen KK
2025 Okuma Deneyimim...
2025 okuma deneyimim… Sayılara takılmadan. İyisiyle kötüsüyle, yarım kalanlarla, başkasına emanet giden kitaplarla… Bu yılki okuma ritmimden gerçekten memnunum. Aşklar vardı, kavgalar vardı. Umutlar, hüsranlar, uzun suskunluklar… Küçük insanlar, büyük hayatlar; burjuvanın çöküşü, vicdanın sesi. Bazen Anadolu’nun ücra köylerinde dolaştım, bazen Orta Asya bozkırlarında bir atın ardından üzüldüm. Bazen beyaz ama soğuk Petersburg gecelerinde kayboldum, bazen İngiliz kırsalında özgürlüğün ne demek olduğunu düşündüm. Macondo’nun kuruluşuna tanıklık ettim, nesiller boyunca süren yalnızlıkları izledim. Macellan’la okyanusları aştım, Fas’tan Venedik’e giderken kimliğimi aradım. İstanbul sokaklarında aylak aylak dolaştım, Amerika’da bir yazarın hayallerine tutundum, bir yolcu gemisinde satranç oynadım. Bazen sahnelerde oyunlar kurduk, bazen hayatın kendisinin bir oyun olduğunu fark ettik. Osmanlı’nın temellerine baktım, İsdız Han’da soluklandım. Beyhude geçen ömürler üzerine düşündüm. Geçmişin gölgesinde modern insanın bunalımlarına tanık oldum.