Puan vermedi·152 syf.··
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2026 11:20
Bu öykülerde yapay bir gerilim ya da büyük bir isyan yok. Sadece hayatın kendi akışındaki o küçük hüsranlar var. Yazar sanki yıllar öncesinden kalma bir mektubu açmış gibi sıcak ve samimi bir dille konuşuyor bizimle. Uyumsuz olmak burada bir dünya görüşü değil sadece iki insanın kalbinin bir türlü aynı ritimde atamaması demek. Eğer hayatında birine çok yakınken aslında ona ne kadar uzak olduğunu hissettiğin bir an olduysa bu kitaptaki o kısa ve öz cümleler tam da senin o anki duyguna karşılık geliyor.
UyumsuzlarRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 2015508 okunma
6/10
·303 syf.··
2026 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2026 01:18
Ödüllerini, tavsiyeleri, çok pohpohlanmasını görünce merak ettiğim bir kitaptı. Ama benim beklentimi karşılamadı. Belki de bu kadar 'mükemmel' bir kitap diye reklamları yapıldığı için beklentim çok fazlaydı. Neyse kitaba gelecek olursak; okuduklarımdan daha farklı konuda yazılmış. Yazarların yazma sürecinde ve sonrasında yaşadıkları sancıları anlatıyor. Onların penceresinden bakınca gerçekten iyi bir sinir sistemi gerektiğini anlıyoruz. Yazar olmak, editör ilişkileri, diğer yazarlar ve eleştirmenlerle ilişkiler bambaşka bir dünyaymış meğer. Hırslar, hedefler, hüsranlar, kıskançlıklar... Küçükken benim de yazar olmak ile ilgili bir dönem hevesim vardı, onu hatırladım. Ancak şunu anladım ki yazar olmak da kolay değil, hayal gücünün yanında çevre de çok önemli bir etken. Gerçi işler her zaman böyle değil mi?
Duygu ve Düşünce
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·232 syf.··
2025 52. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2025 23:51
“Kıyafetler gibi ruhlar da değişti. Büyüklere eski itaat, eski hürmet nerede, kimde var? Bizim gördüğümüz terbiyedeki insanlarla şimdi alay ediyorlar." İşte kitaptaki bu paragraf her şeyi özetliyor aslında … Naim Efendinin bulunduğu çağa ayak uyduramayıp ,içsel huzursuzluğa kapılması.elinden bir şey gelmeyip kendi kabuğuna çekilip pişmanlıklar ve kabullenemeyişten kaynaklı hüsranlar içinde yaşıyor olması ve bu durumu harika edebi dille anlatan yazar..Son zamanlarda okuduğum kitaplardan sonra nasıl özlemişim böyle bir dili ,iyi geldi .. Keyifli okumalar
Kiralık KonakYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202321,8bin okunma
9/10
·238 syf.··
2021 72. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2021 00:00
Okuduğum sayfalar arasında bir sis çökmüş gibi hissettim. Zamanın düzensiz akışı, düşle gerçeğin iç içe geçmesi… Puslu Kıtalar Atlası, sadece bir roman değil; ruhun kıyısında dolaşan bir harita — belirsizliklerle dolu, puslu, ama içine çekiciliğiyle seni kendine hapsetmiş bir dünya. İhsan Oktay Anar, İstanbul’un puslu sokaklarında dolaştırıyor bizi: 1681’de, Kostantiniye’yi, Galata’yı, mahalleleri, eski hanları… Görünürde bir tarih romanı, ama satırlar arasında geçmiş olup bitenlere fazla bağlı değil: mekânları, zamanları kırıp geçiriyor. Gerçeklik sabit değil, sürekli kayıyor. Tema olarak aklını, varlığı, kimliğini sorgulatan bir roman bu. Uzun İhsan Efendi, atlasına düşlerini, düşlerindeki coğrafyaları aktarırken; oğlu Bünyamin, babasının gölgesinden çıkmak istercesine farklı dünyalara savrulur. Kimin rüyası bu, kimin gerçeği? Her karakter, kendi puslu haritasının içine kapanmış durumda. Dil… Ah, dil büyüleyici. Eski Türkçe dokunuşları (özellikle bazı ağır sayılabilecek sözler) seni başta esarete alıyor; ama direndiğin sürece, o sözcükler sana ait olmaya başlıyor. O zaman anlıyorsun ki bu roman, diliyle seni de içine katan bir yapboz. Anar’ın tekniği de öyle sıradan değil: katmanlı kurgu, iç içe geçmiş anlatılar, zamansal sıçramalar… Okurken bir anda “neredeyim, ne zamanım” diye soruyorsun kendine. Ayrıca romanda her karakter bir anlam taşıyor; hiç kimse yalnızca figür değil, her yanıyla bir haritanın parçası. Ve o atmosfer… Sisli bir İstanbul, eski taş evler, deniz kıyısı, rüzgâr, sokak lambaları… İçinde arzular, hüsranlar, umutlar… Her köşe başında başka bir sır var. Ben, bazı sayfalarda sokağın hemen yanında yürüyormuşum gibi hissettim. Sonunda, tüm o puslu kıtalar arasında kendi haritanı çıkarıyorsun: ne kadar düş kurdun, ne kadarını yaşadın; ne kadar
Fantastik
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,7bin okunma
Yaşanmayanları Yaşatmak
9/10
·274 syf.··
Beğendi
·
2025 71. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2025 09:37
“Fakat yaşamadığımız o kadar çok şey var ki… Yaşananlar bitiyor. Yaşanmayanlar, hiçbir zaman bitmiyor.” Siyah beyaz Türk filmi tadında, tarih yazmasa da tarihin yazdıklarının, satır satır kitapların, mısraların, şarkıların, eşlik ettiği zengin ama bir o kadar da mahrum ve mahzun bir hikâye bu. Öyle ulu ortada ama kimse tarafından fark edilmeyen. Hani anlatmaktan daima imtina edersiniz fakat yine de içten içe herkes duysun bilsin istersiniz ya. Hani bir nisyanın gölgesinde yitip gitmesinden korkarak avaz avaz bağırmaya kurulursunuz ya işte öyle bir hikâye. Çünkü anlatılmamış bir öyküyü taşımak oldukça ağır bir yük ve hamilinin hissettiği yorgunluğun dinlencesi de yok. “Oysa zamana direnen acılar var hayatta. Zamanla dinmeyen, yaşadıkça sancıyan, en küçük dokunuşta acıyan yaralar var. Yaşananlardan kalır kimi, kimi ise hiçbir zaman yaşanmayanlardan…” Yazar Muhammed Ali Koçak, bütün bu ağırlıkların insanın sırtına bir anda yüklenmediği gibi, onlardan bir anda ve tamamen kurtuluşun mümkün olmadığının bilinciyle yükünü bir zaman çıkıntısına bırakıp biraz soluklanmak istercesine tutunuyor kaleme. Bu durumunu ise şu cümlelerle dile getiriyor: “Fakat ne edebiyatın acıya mâni olabilecek bir kudreti vardır ne de sanat, yaşanmayanları telefi edebilir. Hisleri ifade edebilmenin sevinci, naif bir teselliye dönüşür ancak. Edebiyatı bu sebeple sevin, şiir okuyun, yazabiliyorsanız yazın. Eğer hissetmek kabiliyeti taşıyan bir yüreğe malikseniz, hayatın hüzün yüklü seyyâlesinde buna fazlaca ihtiyaç duyduğunuz günler olacak.” Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık mezunu bir öğretmen olan yazar “Yaşantıyı konu edinen hiçbir hikâye, çocukluğu kapsamayan bir tarihle anlatılamaz” cümlesi ile giriş yapıyor bölümlerden birine. Devamında bu alandaki yetkinliğini aşağıdaki cümlelerle
Edebiyat
Yaşanmayanların RomanıMuhammed Ali Koçak · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202510 okunma
10/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2025 08:17
Zamanın Olmadığı Evren ( Gödel ve Einstein'in Unutulan Mirası) isimli kitap Gödel ve Einstein'in yaşadıkları ülkelerinden Nazi zulmü vesileyle Amerika'ya kaçıp ömürlerinin son yıllarında yaptıkları bilimsel çalışmaları konu alan bunlardan daha ziyade ağırlıkla Kurt Gödel'in hikayesini anlatan bir kitap. Kitapta bahse konu bilim insanlarını ve yaşadıklarını okudukça Gödel ve Einstein'a olan hayranlığım bir o kadar daha arttı. İkilinin yürüyüşleri, ilgilendikleri konular, uğraşı alanları ve akademik çevrelerindeki gruplaşmal ve önyargılı dacranislar çok dikkat çekici okumaya değer. Bilim adamlarının akademik başarıları ne kadar büyük ise özel hayatları ise bir o kadar karmaşık ve hüsranlar ile dolu. Kitabı okuyunca, fen bilimleri ile sosyal bilimlerin birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceği, aksine birbirlerinin tamamlayıcısı olduğu gerçeğini bir defa daha görmüş oldum. Bu kapsamda gençlerimize testlerden oluşan sınavlar ve sayısalcı, sözelci ayrımı yapılmasının ne kadar yanlış bir uygulama olduğunu anladım. Kitabı bilimle uğraşmayı kendisine hedef olarak seçmeyi düşünen gençlerin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum. Böyle bir çalışmaya imza attığı için Vakıfbank Kültür Yayınları yöneticilerini tebrik ediyorum.
Felsefe ve Düşünce
Zamanın Olmadığı Bir EvrenPalle Yourgrau · Vakıfbank Kültür Yayınları · 20243 okunma