Çok aşikar, çok "doğal" diye nitelenen şeylerin gerçekten öyle olduğuna çok az rastlanır.Bu bilinç şunu düşünmeye sevk etmeli bizi: Aslında yaşam göründüğünden çok daha esnek; çünkü yaygın görüşler, genelde, hatasız çıkarımlar sonucunda değil, yüzyıllardır sürüp giden entelektüel karmaşanın sonucunda bugünkü konumuna geldiler. Belki de şimdiki konumlarında olmaları için iyi bir neden yoktur, kim bilir?
İyi bir çömlek ya da ayakkabı yapmak yalnızca sezgiyle olacak bir iş değildi;öyleyse çok daha karmaşık bir iş olan yaşamı sürdürme işi nasıl olur da öncüller ya da hedefler üzerine bir an bile kafa yormaksızın yürütülebilirdi?
Başkaları hatalı olabilir, önemli konumlara gelmiş kişiler bile olsalar; büyük çoğunluk tarafından yüzyıllardır kabul görmüş inançları dile getiriyor bile olsalar. Bunun nedeni de çok basit: Çünkü bu insanlar inandıkları şeyin mantıklı olup olmadığını hiç gözden geçirmemişlerdir.
Eğer varolan düzeni sorgulamaktan kaçınıyorsak, bunun nedeni -içinde yaşadığımız kentin iklimi ve büyüklüğü bir yana- toplum tarafından kabul gören her şeyin doğru olduğunu düşünmemizdir aslında. Çıplak ayaklı filozof ise, toplum tarafından benimsenen her şeyin anlamlı olup olmadığına ilişkin bir sürü soru sormuştu.