Seyit Çevik’ten, “Avluda bağlıdır yiğidin atı” türküsünü dinliyordum.
Kemandaki tavrından ve genizden geliyormuş gibi görünen o şişkin avurtlu, esmer sesinden ötürü seviyordum Seyit Çevik’i. Hiç kuşkusuz, Hasan Bulduk Usta’nın, Muharrem Ertaş’ın, Çekiç Ali’nin ve Hacı Taşhan’ın genişlettiği topraklardan çeşitli rüzgarlar getirdiği ve bu rüzgarları sesinin avlusunda gezdirdiği için de seviyordum.
Bu yüzden kimi vakit onu dinlerken, bu ustaların seslerini işitiyormuşum gibi geliyordu bana ve böylece, gönlümün dağlarına soylu bir geleneğin şavkı vuruyordu.
Zaman her şeyi uğurlar, yola koyar.
Her yolun sonu, her cümlenin noktası var.
Tesadüf değildi ismin harflerinin birbirini sırayla izlemesi.
-Bir avuç topraktı özü özeti.-