İşte bu yüzden, insanlık kendi gezegenine hapsolmuştu. Yüz sene öncesine göre çok daha renkli fakat bir o kadar da küçük bir gezegendi Dünya. Hükümdarlar savaş, açlık ve hastalıkları ortadan kaldırdıklarında, maceracı ruha da bir son vermişlerdi.
Hiçbir ütopya, toplumun bütün bireylerine sonsuza dek tatmin sağlayamaz.
Maddi şartları iyileşen insanlık, gözünü daha yükseklere diker, bir zamanlar rüyasında bile göremeyeceği güç ve mülke burun kıvırmaya başlar. Dış dünya onlara her şeyi sunmuş olsa bile, insanların akıllarındaki sorular ve kalplerindeki özlem susmak bilmez.