Çalışmayı kendisi için utanç verici bulan ve bunu ancak Nogay işçiye ya da kadına yakıştıran Kazak, yararlandığı ve kendinin saydığı her şeyin aslında kadının emeğine ait olduğunu, anne ya da eş olarak kendisine hizmet etmek zorunda gördüğü kadının onu yaralanmakta olduğu her şeyden yoksun bırakabileceğini belli belirsiz hisseder.
İnsanın hayatta bir kezcik sahip olduğu gençlik gücünü neye harcaması gerektiği üzerinde uzun uzun düşünürdü: Sanata mı, bilime mi, bir kadına duyacağı aşka mı, yoksa pratik bir çalışmaya mı? Bu zekadan, duygudan, eğitimden kaynaklanan bir güç değil, bir daha tekrarı olmayan coşkulu bir atılış, insanın hayatta bir kez sahip olduğu, istediği şeyi yapma, bütün dünyayı dilediği gibi biçimlendirme erkiydi.
İnsanların en bencil oldukları an böylesi coşku anlarıdır: Dünyada kendisinden daha güzel, daha ilgiye değer hiçbir şey yokmuş gibi gelir insana böyle anlarda.