Bizi neşelendiren ya da kederlendiren her şeyin hiçbir şeye karşılık gelmediğini, tüm bunların tamamen gülünç ve beyhude olduğunu insan kendine tekrar tekrar söylemeli.
Dar bir alana kapatılmış ve sadece tıka basa yediğimiz şu kimyasal maddelerle beslenen fareler, görünen o ki, alışılandan çok daha kötücül ve saldırgan hale geliyor.
Çoğaldıkça üst üste yığılmaya mahkûm insanlar eskiye göre birbirinden daha çok nefret ediyor, hatta alışılmadık garez biçimleri icat ediyorlar, hiç olmadığı kadar birbirlerini parçalayacaklar ve evrensel bir savaş patlak verecek, hak iddialarından dolayı değil insanlığın kendine sunduğu gösteriye katılmanın imkânsızlığından dolayı. Daha şimdiden, bir an için bütün geleceği şöyle bir görseler, o anın ötesine gitmezlerdi.
Mutluluk, dışarıda olmaktır; yürümek, bakmak, eşyayla kaynaşmaktır. Otururken kendimizin en kötü yanına kurban gideriz. İnsan bir sandalyeye çakılmak için yaratılmamıştır. Ama belki de daha iyisini hak etmiyordur.