Bu kitabı, 23 Ocak’ta MUBI’ye gelen ve kitapla aynı adı taşıyan Geber Aşkım (Die, My Love, 2025) filmini izledikten sonra okumaya başladım. Filmin bu kitaptan uyarlandığını da eklemek gerekir.
Kitap genel itibarıyla, uçsuz bucaksız bir kasabaya yeni taşınan bir kadının doğum sonrası ruh hâlini birinci ağızdan aktarıyor. Kitabın akışı ve zaman algısı çoğunlukla belirsiz ilerliyor. Bu belirsizlik, yer yer kadının yaşadıklarına da yansıyor. Çoğu zaman anlatılanların gerçekten yaşanıp yaşanmadığını mı yoksa karakterin zihninde kurduğu bir senaryo mu olduğunu ayırt etmek neredeyse imkânsız hâle geliyor. Okuması oldukça akıcı olsa da belirgin bir olay örgüsünün olmaması, zaman zaman takip etmeyi zorlaştırabiliyor.
Filmle karşılaştıracak olursam; filmde boş bırakılan ve gösterilmeyen birçok detayın kitapta cevap bulduğunu söyleyebilirim.
Karamsar bir ruh hâline sahip olan ya da doğum sonrası dönemde bulunan kadın okuyucuların bu kitabı okumadan önce iki kez düşünmesi gerektiğini düşünüyorum. Bana göre aynı durum film için de geçerli. Bununla birlikte daha iyimser temalı, yakın zamanda izlediğim bir film önerisi yapmak isterim: Harry ile Sally Tanışınca (When Harry Met Sally, 1989).
Geber Aşkım filminde beğendiğim üç şarkı:
John Prine, Iris DeMent – In Spite of Ourselves ⭐⭐⭐
David Bowie – Kooks (2015 Remastered)
Toni Basil – Mickey
Bu inceleme hem kitap hem film incelemesine dönüştü. Aynı zamanda yazdığım ilk inceleme 😅😉😊