I. Dünya Savaşı ilgimi çektiği ve savaşla ilgili romanlar okumayı sevdiğim için bu kitabı okudum, ama kitap tam olarak bir savaş kitabı diyemem.
Kitabın yaklaşık 75. sayfasına kadar savaşla ilgili gelişi güzel bazı kısımlar yer alıyor. 75. sayfadan sonra savaşla ilgili kısımlar çoğalsa da maalesef beklentimi karşılayamadı.
Kitaptaki betimlemeler güzel olsa da olay örgüsü aşırı yavan geldi. Kitap çoğunlukla "İnsan nedir", "İnsandan geriye ne kalır" gibi kavramlarla ilgilenmiş. Bu nedenle Çetinkaya, savaş romanı yerine konusu daha farklı bir roman ya da deneme yazsaymış da olurmuş, diye düşünmeden edemedim.
Özellikle kitapta günümüzde pek kullanılmayan ve halkın büyük bir kısmı tarafından bilinmeyen kelimelerin ısrarla kullanılması; Çetinkaya'nın kitapta birçok kez inanç/iman vurgusu da kitabın akışını bozmuş diyebilirim.
Kitap 144 sayfa olduğu için bir çırpıda okunabilir.
Harp BaladıCihan Çetinkaya · Timaş Yayınları · 0149 okunma
Eric Hoffer'ın "Kesin İnançlar" kitabını okudum.
Kitapta kitle hareketlerinin birbirinden ne kadar farklı gibi görünse de aslında aynı ailelerin üyeleri olduğu anlatılıyor.
207 sayfa olan kitapta kitle hareketlerinin nasıl mürit toplayabildiği, insanlara ne gibi vaatler vererek güçlendiği, bireysel yaratıcılığın olmaması insanları nasıl toplumsal gruplara ittiği ve asimile olmuş kişinin kendini insan değil de etnisite, ideoloji ve din gibi sıfatlarla tanımladığı derinlemesine anlatılıyor.
20. yüzyılın en çarpıcı kitaplarından olduğu söylenen Kesin İnançlılar, insana farklı bir ufuk açması bakımından önemli.
Son birkaç yıldır beni rahatsız edecek, bana farklı pencerelerden bakmamı sağlayacak kişiler okuyorum. Bize deli insanlar lazım. Hamaset sloganlarının hep tekrarlandığı eserlerden sıkıldıysanız, Hoffer size iyi gelecek ve yaralarınızı saracak.
Uzun bir aradan sonra yeniden buradayım.
Bugün Selahattin Enis'in "Mahalle" kitabını okudum. Roman; mütareke dönemini İstanbul'unu konu alıyor.
Harb-i Umumi sonrasında İstanbul'un ve İstanbul insanının durumunu çok net ve akıcı bir dille gözler önüne seriyor.
Kitap için genel olarak güzel diyebilirim ama kitapla ilgili bazı eksik gördüğüm noktalar da var: Bazı karakterlerin kitapta neden olduğunu anlayamıyorsunuz. Yazar, kitaba bir anda bazı yeni karakterler ekliyor ve birkaç sayfa sonra hiçbir şey olay olmadan bu karakterler, kitaptan ayrılıyor. İnsan ister istemez, neden bu karakterlere ihtiyaç duyulmuş ki, diye düşünüyor. Bir de kitabın bazı kısımlarında konu daldan dala atlanıyor.
Benim gibi tarihi romanlar okumayı seven biriyseniz, kitabı okuyabilirsiniz. Fakat okurken büyük umutlar içerisine girmemenizi tavsiye ederim.
Habsburg Monarşisinin önlenemez çöküşünü Joseph Roth muhteşem bir üslupla anlatmış. Avusturya Edebiyatı okurken aldığım hazzı başka bir edebiyattan alamıyorum.
Radetzky MarşıJoseph Roth · Can Yayınları · 2013134 okunma
Ahmet Emin Yalman, doğum yılı olan 1888 yılından I. Dünya Savaşı'nın bitimi olan 1918 senesine kadarki anılarını okudum. Ahmet Emin Yalman, gazeteci olarak başladığı meslek hayatına çeşitli devlet kademelerinde çalışmış daha sonra ise eğitim için Amerika'ya giderek Columbia Üniversitesine kaydolmuştur. Columbia Üniversitesinde Sosyoloji alanında doktora yaptıktan sonra Türkiye'ye dönmüş ve savaş yıllarında (1914-1917) harp muhabirliği yapmıştır. Harp muhabirliği yaparken Batı Cephesini ve Galiçya Cephesini ziyaret etmiş ve bu iki cephede savaşa yakından tanıklık etmiştir.
Her zaman önemli isimlerin hatıralarını okumayı sevmişimdir. Çünkü hatıralar, dönemi daha iyi kavramamızı ve kıyıda köşede kalmış olayları görmemizi sağlıyor. Yalman, istibdat dönemini ve II. Meşrutiyet dönemini yakından tanımış, ABD'den -kahrolsun Amerika- Türkiye'ye dönerken Goeben ve Breslau'nun İtilaf kuvvetleri donanması tarafından takibine şahit olmuş, harp yıllarında cephe ve cephe gerisindeki olayları başarılı bir şekilde kaleme almıştır.