Asıl kötülük, hatta yegâne kötülük, toplumsal gelenekler ve kurgulardır; doğal hakikatlerin üstüne çökerler aileden paraya, dinden devlete her şeyin üstüne.
Şöyle bir düşünseniz ya, meramını binlerce sayfaya döküp saçanın da, aşkını isminin baş harfleriyle ağaç kabuklarına kazıyanların da ortak dilidir yazı. İnsan yazdığı andan itibaren "var" olmuş ve yazdığı sürece var olacak bir varlıktır.
İnsan ölümün kardeşi olan uykudan uyanamamaktan, ezcümle ölümden korkuyor olmasın sakın? Belki de en büyük korkumuz uyanamamaktır. Örneğin arî olsaydık, kâbuslar görmeyecektik diyebilir miyiz?
Bu ülkede ciddi bir tahakküm var. Yeni bir şeyler söylemeye, kendi fikirlerini dillendirmeye, eski fikirleri eleştirme cüretini göstermeye çalışanları ölmüş büyüklerin sözleri, fikirleri ve aksiyonları ile yıldırma, susturma, geri adım attırma tahakkümü bu.