Bir musibet, bin nasihatten yeğdir, derler. Oysa insan haysiyetine yaraşan tavır öncelikle nasihatin etkisini hissetmede yatıyor. Musibet gelip çattığında, bir çok şeyin anlaşılması kolaylaşır, ama gücünü onarmak için çok geç kalınmış olabilir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hedef "çağı yakalamak" olarak konduğunda zaten "ya devlet başa ya kuzgun leşe" demenin de gereği kalmıyor. Çünkü eğer çağı yakalamak mümkün olursa başa devlet kuşunun konacağı falan yok; nihayet elde edilen bir toplum olarak idame-i hayat başarısıdır, yani diğer toplumlar tarafından dışlanılmama becerisinin gösterilmiş olmasıdır.
Bugünkü Türkiye dar kalıplarla düşünenlerin, demokratik hakların neler olduğunu dahi bilmeyenlerin bağımsız ve özgün kişilik kazanmaktan korkanların ülkesidir.
Bilelim ki Türkiye bugünkü ekonomik yapısı, işleyişi ve siyasî örgüsüyle "millî" bir siyaset güdemez. Bir ülkede enflasyonu durdurmayı başaracak bir güç doğmamışsa veya o ülkede enflasyonu azdırmak suretiyle güçlenen zümrenin borusu ötüyorsa o ülkenin dünya siyasetinde oynayacağı rol sürekli olarak başkalarının oynatacağı rol olacaktır. Bir ülke topraklarının çölleşmesine, eğitim kurumlarının sefaletine bir çare bulamıyor, daha korkuncu, çare aramıyorsa o ülkenin dünya siyaseti muhavecesinde "irade" sahibi olduğunu, olabileceğini söylemek saçmadır.
Okumayı ciddiye alan kişiler neden "Ne okumamı tavsiye edersiniz?" sorusunu sormazlar? Çünkü kitaplar insanları kitaplara götürür. Kitapların kendileri zenginliklerini ve yetersizliklerini ele verirler. Okumanın rehberi okumaktır.