“Here I am, a bundle of past recollections and future dreams, knotted up in a reasonably attractive bundle of flesh. I remember what this flesh has gone through; I dream of what it may go through.” ~ Sylvia Plath
Beklemekten nefret ediyordum. Tek bir şikâyetim varsa o da hayatımın baştan ayağa beklentiden ibaretmiş gibi görünmesiydi. Bir şeyin gelmesini umardım, bir açıklama, bir özür beklerdim. Hiçbiri gelmezdi. Bir ânın sınır ve boyutlarına alıştığım anda bir sonraki âna fırlatılıp, o bir sonraki ânın gölgelerinde de birtakım suretler saklanıyor mu acaba diye yine merak etmek zorunda bırakılmasam bu gerçeği kabullenebilirdim. Çoğu ânın özünde aynı olması, sıradaki ânın tamamen farklı olabileceği ihtimalinden zerre bir şey götürmüyordu. Yani sıradan olana gözünü kırpmadan dikkat etmek gerekiyordu. Can sıkıntısı içinde geçen herhangi bir saat kendi türünün son örneği olabilirdi.
Çünkü insan yalnızlığı bir kere tattı mı, başka türlü de var olmuş olabileceğine inanması artık imkânsızdır. Yalnızlık mutlak bir keşiftir. İnsan aydınlık bir pencereye içeriden baktığında ışıkları yanan bir odada kendi imgesini görür; göle yukarıdan baktığında da ağaçlar ve gökyüzüyle sarmalanmış kendi imgesini görür. Aldatmaca bariz, bariz olduğu kadar da pohpohlayıcıdır. İnsan karanlıktan aydınlığa baktığında ise, burası ile orası, bu ile şu arasındaki bütün farkı görür. Belki sığınacak yeri olmayan tüm insanlar içten içe öfkelidir; çatıyı, omurgayı, kaburgayı kırmak, pencereleri paramparça etmek, zemini sular seller altında bırakmak, perdeleri delik deşik etmek, kanepeyi suya batırmak isterler.
Bazı durumlar vardır, konuşmak ve her şeyi garantiye almak gerekir. Ama bazı durumlarda da sessiz kalman gerekir, çünkü havada dokunulmaz, değerli bir şeyler asılıdır ve sözlerin bir anda onları yok edebilir.
İki basit kavramdır bunlar. İşin zor kısmı hangi kuralı ne zaman uygulaman gerektiğini bilmektir.
“Özgürlük gerçek anlamda nedir diye düşünüyorum bazen,” dedim durup dururken.
“Ben belli bir tehlike, bir çeşit güvensizlik olmadan özgür de olunamayacağına inanırım. Özgürlük eğreti dengedir, biraz ortama ait olmamaktır.”